Camp Half-Blood Rpg

Tanrılar ve onların çocuklarının macerasına siz de katılın!
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Steffie.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Demeter
Doğa Tanrıçası
Doğa Tanrıçası
avatar

Mesaj Sayısı : 4
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Steffie.   Çarş. Haz. 30, 2010 3:23 am

Hüll.
Steffie Frannie Carton



Üzerinde yattığı yataktan usulca kalktı Steffie. Elindeki kırmızı şarap kadehini, kahverengi sehpanın üzerine koydu. Bugün girdiği dersin yorgunluğunu, Giovanni öğrencilerinin sorunlarını çözmekle perçinlemiş, bir hayli yorulmuştu. Topladığı ödevlerle ilgilendikten sonra bugün yapması gereken görevler sona erecekti. Odasının daima kapalı pencerelerinden birinin, bordo rengi perdelerinden birini araladı. Bahçede yeterince gürültü yapmaya yetecek kadar öğrenci vardı. Güneş batmak üzere, gökyüzüne pembemsi rengini yansıtmıştı. Bir vampir olmanın beraberinde getirdiği sorunlardan biri olan uzun süre güneşte kalmanın verdiği zararlardan nefret ediyordu. Kısa bir iç çekişin ardından usulca perdeyi kapattı. Yaklaşık olarak kırk beş dakika sonra ortada gürültü yapacak öğrenci kalmayacaktı ama Steffie buna dayanamazdı. Hızla yatağın bir köşesine saçılmış ödevleri toplayıp, cam kapaklı bir dolapta duran içkilere yaklaştı. Yüzüne çocukça bir gülümseme takınıp, arkalarda duran cam, kapaklı, yeşilimsi, tüp şeklindeki içki şişesine uzandı. Küçük bir şişeydi ama onu tatmin ederdi. Zaten yatakta uzanırken içtiği bir kaç kadeh kırmızı şarap onu yumuşatmış, hafif çakır keyf bir hale getirmişti. İçki şişesini ödev kağıtlarının yanına bırakıp üzerini değiştirmek için dolabına yaklaştı. Aynalı kapakları açıp askıda duran elbiselere göz gezdirdi. Her ne kadar profesör olsa da, hala genç bir bayandı. Sorumluluk sahibi ancak bir o kadar da çılgın bir bayan... Oysa daha önce, öğrenciyken masum ve düşünceli biriydi. Kendi kendine hafif bir sinirle gülümsedi. Masumluğu, cesaretsizliği yüzünden aşık olduğu ilk ve tek kişiyi de hiç yakalayamadan elinden kaçırmıştı. İçinden kendine bir küfrederek gözüne kestirdiği mavi elbiseye uzanıp, askısından çıkardı. Dolabın kapaklarını çarparcasına kapatıp, yavaşça üstünü soyundu. Üstünü giyinmeden önce aynadaki yarı çıplak vücudunu izledi. Vampirlere özgü pürüzsüz ve açık renk teni, kusursuz fiziğiyle adeta bütünleşiyordu. Eli dudaklarına gitti, dolgun dudakları, karamel rengi hafif dalgalı saçları ve masmavi gözleri vardı. Kimse, ama hiç kimse onun güzelliğine şüpheyle bakamazdı. Gözlerini kapatıp yere bıraktığı elbisesini yavaşça üzerine giydi. Steffie dizlerinin hemen üzerinde, ipeğimsi, mat ama parlak, çok hafif göğüs dekoltesi olan bu elbiseyi giymeyi seviyordu. Topuz yaptığı saçlarını salıp, hafifçe eliyle tarayarak elektriklenip kabarmasını engelledi. Aynada görünüşüne son kez küçük rötuşlar yaptıktan sonra yatağın üzerindeki ödev kağıtlarını ve küçük içki şişesini alarak odadan çıktı. Yavaşça, bu kata çıkmaya cesaret edebilecek kadar meraklı öğrencilere karşı odasını kilitledi. Hızla ikinci katta bulunan bu odadan, ana binanın ilk katına indi. Ve diğer öğrenci ve profesörlerin pek gitmedikleri, sessiz, sakin bir yer olan boş dersliğe gitmek üzere, Lasombra kulesine doğru yürümeye başladı. Selam veren öğrencilere sadece başını sallıyarak karşılık veriyordu. Nihayet üçüncü kata çıktığında kapısı hafif aralık duran dersliğe doğru yaklaştı ve içerde kendisini bekleyen süprizi bilmeden içeriye girmek için kapı kolunu kavrayıp çevirdi.

Kapının açılmasıyla Steffie'ye çarpan kütle kucağındaki ödev kağıtların yere saçılmasına neden oldu. İçinden okkalı küfürler savurduktan sonra kendisine çarpan kişiye şöyle bir baktığında onunda kendisini süzdüğünü gördü. Biraz çekinse de karşısındaki genç adamı süzdü. Yemyeşil gözleri ve açık kumral renginde saçlarıyla oldukça yakışıklı bir adamdı. Steffie adama boş boş baktı. İnanılmayacak şekilde aşık olduğu adama benziyordu. Tam yere düşen ödev kağıtlarını toplamak için eğilecekti ki genç adamın hafif tebessümü üzerine durdu. Genç adam eğilirken "Özür dilerim, benim hatam, ben kağıtları toplarım bayan." Dedi. İşte şimdi Steffie öylece kalakalmıştı. Eğer bir insan olsaydı, o an bir vampirin teninin beyazlığına erişebilirdi. Kafasından aşağı kaynar sular dökülüyor gibi hissediyordu. Gerçi bir vampiri bu etkiler miydi? Bu, onun sesiydi, aşık olduğu adam karşısında yere düşen kağıtlarını topluyordu. 'Aynı onu ilk tanıdığım günde ki gibi' Diye düşündü içinden bir an. Adam ayağa kalkarken kendini topladı ve gülümsedi. Jasper'ın uzattığı kağıtları alırken gözü bir anda parmaklarına kaydı. Babasından kalan bir yüzükten başka bir yüzük bulamayınca gülümsemesi iyice yüzüne yayıldı. Jasper da gülümsemişti. Ama burada ne işi vardı? Pyraxsion'a yetişkinler giremezdi. Bir an kafası karıştı. Yüzünden gülümsemesi silindi. Etkilenmemeliydi ondan... Yüzük takmaması hayatında başka birinin olmadığı anlamına gelmezdi. Ciddileşti, onu görmek bile kalbinde bişeylerin kıpırdamasına yetmişti. Aklına yüzlerce ihtimal geliyordu. Sağ elinde tuttuğu içki şişesini sıktı. Düşünceleri onu sinirlendiriyordu. Odasında içtiği şarap iyice etkisini göstermeye başlamış, onu dengesiz bir hale getirmişti. İpeksi sesiyle " Eğer, dikkatli yürürsen özür dilemek zorunda kalmazsın. Ayrıca, Pyraxsion Vampir Okulu sınırları içerisine bir yabancının girmesi, özellikle kulelere ulaşması yasaktır. Beni Lasombra kulesine girdiğinizi kule yönetimine bildirmek mecburiyetinde bırakmadan okulu terk eder misiniz? " Dedi. Biraz sert çıkışmıştı. Nefesinin hafif alkol koktuğunun farkına vardı ve elinde sıktığı içki şişesini ödevlerin üstüne koydu. Aslında kendine kızmıştı. Dersliğin pencerelerinden karanlığın bastırdığı görülüyordu...


Gözleri ortalığa çöken karanlığa dalmıştı Steffie'nin. Aklına gelen her ihtimal onu deli ediyor, çıldırtıyordu. Karşısında dikilen adamın Jasper olduğuna inanamıyordu. Sert, sinirli ve yine o tanıdık sesle düşüncelerinden sıyrıldı. Jasper ona dik dik bakarak "Hadi ya, bir profesörü, hele de sorumlusu olduğu binanın koridorlarında dolaşmak gibi bir şikayette bulunursanız kule yönetimine, sizin bir deli olduğunuzu düşünürler." demişti. Steffie şaşkınlık içinde Jasper'a bakıyordu şimdi. Elindeki içki şişesini saklamaya çalıştı çaktırmadan ama çok geçti. Jasper'ın sesi onu tanımamış gibi çıkıyordu. Sert, sinirli , ukala ve tehditkar... Jasper'ın bu tavrı Steffie'ye acı vermişti. Jasper yüzündeki şeytani gülümsemeyle "Ayrıca okul saatleri içerisinde böylesine sarhoş olduğunuzu yönetime bildirmek benim için büyük bir zevktir." Dedi. Steffie karanlığın bastırdığı odada kalakalmıştı. Söyleyecek söz bulamıyordu. Eli dudaklarından gitti ve istemsiz olarak "Jasper..." Dedi. İşini kaybederse yıllarca verdiği emek boşa gidecekti. Jasper'ı tanıyordu, isterse yapardı. Konuyu değiştirme kararı aldı ve birden Jasper'ın boynuna atladı. Kendine inanamıyordu. Sessizce Jasper'ın kulağına "Görüşmeyeli o kadar zaman oldu ki bir an tanıyamadım, üzgünüm sana öyle davranmamam gerekirdi. " Dedi. Yalan söylüyordu, 'Keşke sana tüm gerçekleri anlatabilseydim' dedi içinden. Bir an nefes almak için Jasper'dan uzaklaşsa da bir kaç saniye sonra yeniden boynuna sarıldı. Doğruyu söyleyerek "Seni gördüğüme çok sevindim" Dedi. Gülümseyip Jasper'ın parfümünü içine çekti. Değiştirmemişti, öğrenciyken kullandığı parfümü hala kullanıyordu...

Başını Jasper'ın omzuna yaslamıştı iç geçirerek Steffie. Kendine inanmakta zorluk yaşıyordu. Kendi kendine ' Bu yaptığım en sürtükce şeydi' Diye düşündü. Jasper sert bakışlarını yumuşatarak geri çekildiğinde onu süzmeye başlamıştı. Steffie'nin kalbi deli gibi atıyordu sanki, Jasper'ın delici gözlerini bedeninde hissediyordu. Kendini sakinleştirmeye çalışarak Jasper'a baktı. Açık kumral rengi saçlarını ellerinin arasından geçirip dikilmelerine neden olmuştu. Bu onu çok daha yakışıklı hale getiriyordu. Kalbi artık atmıyordu sanki, hissedemiyordu. Gözlerini kapattığında birinin saçlarını okşadığının farkına vardı. Gözlerini açtığında Jasper'ın gülümseyen yüzü karşısındaydı. Kendini bilmiş bir tavırla "Ah Steffie, hala aynısın. Hala o çalışkan küçük kız var karşımda. Ama beni unutmuşsun, nasıl biri olduğumu. Hafızanı bir yokla istersen. Ayrıca laf kıvırmayı hala beceremiyorsun." Dediğinde Steffie bedeninden geçen utanç dalgasıyla birlikte kıpkırmızı kesilmişti. Eli utançla dudaklarına gitmişti, istemeden bir adım geri çekilmişti. İçinden Jasper'a küfretmek geçiyordu, kendi kendine küfrediyordu da. Artık gökyüzüne tamamen karanlık yayılmış, öğrenciler kabuğuna çekilmişti. Birden bire ağzından kaçırıp Jasper'a " Hayır, senin nasıl biri olduğunu unutmadım. Hala iğrenç ve pislik birisin. " Dediğinde birdenbire Jasper'ın güç kasları olan kollarını belinde hissetmişti. Jasper'ın sesi hırslı çıkıyordu ve bu Steffie'yi korkutuyordu. Dudaklarını ısırıp sessiz ama arzulu bir sesle "Hala dans ediyor musun Steffie?" Dediğinde Steffie kendinden geçmek üzereydi. Kalbini sökülmüş gibi hissediyordu, sanki kalbi avcunun içinde atıyordu. Ama 'Direnmeliyim' dedi kendi kendine... Korkmuştu ama bir o kadar da hoşuna gitmişti aslında bu durum, oyun oynar gibi ama masum bir ses tonuyla "İğrençleşme... Benimle oynamak hayatında son isteyeceğin şey olur" Dedi. Jasper'ın gözlerinin içine baktığında hafif bir gülümsemeyle dudakları gerildi.


Steffie belindeki kolların biraz gevşediğini hissettiğinde oyununun başarıyla sonuçlanacağını anladı. Jasper'ın sinirlendiği belli oluyordu Derince bir iç geçirdikten sonra Steffie'nin kolunu çekip kendine iyice yaklaştırdı. Yeşil gözleri Steffie'ye nefretle bakıyordu. Steffie neye uğradığını şaşırmıştı. Korkuyordu. Jasper'ı tanıyordu, öğrencilik yıllarında da asi bir gençti. Jasper hafifçe dudaklarını nemlendirip Steffie'yi aniden geriye ittiğinde Steffie masaya tutunmak zorunda kaldı. Canı yanıyordu. İlk aşkını sinirlendirmek istememişti. Sadece dalga geçmek istemişti. Jasper'in açtığı pencereden içeri giden hafif rüzgar ve soğuk yüzüne çarpıyordu. Steffie'nin gözleri anlamsızca onu izliyordu. Jasper dönüp o tanıdık yürüyüşüyle Steffie'nin tam karşısına kadar gelip durdu. Steffie istemsizce gözlerini zemine kaydırdı. Jasper'ın yürüyüş tarzı değişmemişti, belki de kendisi de değişmemişti ama Steffie bunu bilemezdi. Jasper'ın sert bakışlarını üzerinde hissediyordu. Jasper dudaklarını araladığında sesi sinirli çıkıyordu, "Hala iğrenç ve pisliğim öyle mi? İğrençleşme ha? Bana bak Steffie, benim kaybedecek bir şeyim var mı? Veya beni üzecek? Beni tehdit etmeyi bırak ve canını seviyorsan şuradan defol." Dedi. Steffie şimdi şok içerisine girmiş gibiydi. Orada öylece kırık bir kalple kalakalmıştı. Ama şimdiye Jasper'ın Steffie'ye zarar vermesi gerektiğini çok iyi bilen Steffie kendi kendine gülümsedi, bu işte bir iş vardı. Yavaşça pencerenin yanındaki Jasper'a yaklaşıp hafifçe göğsüne dokundu. Sessizce " Kaybedecek bir şeyin var Jasper, oda burada." deyip gözlerini kapattı. Masaya doğru uzun adımlar atıp ödev kağıtlarını aldı ve içkiyi bıraktı. Bu gece Jasper'ın biraz içkiye ihtiyacı olacak gibi görünüyordu. Elindeki sayfalarca ödev kağıdıyla birlikte sessizce odadan çıkıp gitti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Gabrielle Rewean
Zeus'un Çocuğu
Zeus'un Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 109
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Steffie.   Çarş. Haz. 30, 2010 3:33 am

Fazla söyleyecek bir şey yok aslında. Rp’niz çok başarılı. Paragraflar ve uzunluk açısından görünüm harika ama daha uyumlu ve cırtlak olmayan renkler kullanmanızı tavsiye ederim. Bu kolaylıkla halledileceğine göre puan kırmayacak. Ha birde aynı şekilde yazının boyutu var. Bu kadar küçük bir boyut kullanmak okumayı güçleştiriyor. O yüzden 11 boyutunu tavsiye ediyorum. Betimlemelerde güzel, hatta öyle ki akışını bozmamış hiç. Kurgu normaldi. Birkaç yazım hatası var ama halledilir.

Puanınız 98, iyi rpler…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Steffie.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Camp Half-Blood Rpg :: Rp Out :: Rp Seviyeleri :: Seviye Belirleme-
Buraya geçin: