Camp Half-Blood Rpg

Tanrılar ve onların çocuklarının macerasına siz de katılın!
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bir Ruhu Çalmak.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nyks
Gece Tanrıçası
Gece Tanrıçası
avatar

Mesaj Sayısı : 76
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 2:13 am

Tanrıça gecenin efendisi olma lütfunu en iyi biçimde kullanmayı seçmişti gözlerinin açık olduğu her gece. Gündüzleri genellikle Olimpos'un zirvesinde olmayı yeğlerdi ama rüzgar gibi uçucu kişiliğini bilmeyen var mıydı? Saygı duyduğu birisi olan Aphrodite gibi olmasa da kendine özgü bir güzelliği vardı tanrıçanın. Tanrılar katında da güzelliği saygı görürdü, ölümlüler arasında da. Diğer tanrılardan tek bir eksiği vardı, onun çocukları yoktu. Gecenin hanımı olan bu büyüleyici gülümsemesi olan kadın tehlikeli de olsa şimdiye kadar bir çocuk hayata getirme şansına nail olamamıştı. Bunun nedeni belki de korkmasıydı ama üzüldüğü tek şey buydu. İnsanlar arasından oyalandığı kişiler vardı evet ve en son ilgiendiği çocuk geldi aklına. Yirmi sekiz yaşında olsa da çocuktu kendi gözlerinde. Onu düşünürken uğursuz bir his oturmuştu kalbinin üzerine. İçindeki hislere güvenirdi hep ve düşündüğü çocuğun ölümünü görür gibi oldu. Güzel yüzündeki deminki huzurlu gülümseme kaybolmuş ve yerine onu kayıkçıya götürülmeden kurtarmak gelmişti. Bunun içinse iki tanrıyla yüzleşecekti. Hades, ölümün yüce tanrısı. Gece ölümle bağdaşık olduğundan ona da derin bir saygı duyuyordu ve ondan çekiniyordu da. Yer altı ürktüğü bir bölge olmuştu hep sarı saçları hızlı yürüyüşünden dolayı dalgalanan tanrıçanın.

Beyaz bedenini saran keten kırmızı elbisesi, kırmızı dudakları ve sürme çekili mavi gözleriyle insanların arasında kalp çalmanın ne kadar kolay olduğunu hatırladı. Yine geçici bir gönül uğraşı bulabilirdi. Erkekler, hep aynılardı. Aklına ikinci tanrı geldiğinde kalbinin sıkıştığını hissetmişti. Hermes, haberciydi ve bir görevi de ruhları kayıkçıya kadar götürmekti. Nyks ile bir gece geçirmiş ve ertesi günse ilk güneş ışıklarıyla tanrıçanın kalbini kırarak gitmişti. O gün aydınlığa karşı olan nefreti kendisini sevgili gecesine daha da yakınlaştırmıştı ve erkeklerin sadece bir oyuncak olduğunu hatırlatmıştı kendisine. Hermes'e bu kadar kızgın olmasının altında yatan gerçek nedense onun lanet olası yakışıklı biri olmasıydı. Eh sadece tanrıçalar değildi çekici olanlar. Oh yüce Zeus adına neler düşünüyordu böyle? Kendine gelmesi gerektiğini hatırlatırken Hades'in topraklarına doğru gidiyordu. Hermes'i kayıkççıdan önce bulmaya. Mavi gözleri her an öfkeyle parlamaya hazır bir biçimde bakıyordu ve onu görenler kesinlikle yoldan kaçmaları gerektiklerini anlardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hermes
Haberci Tanrı
Haberci Tanrı
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 29/06/10
Nerden : Maia'nın karnından.

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 3:14 am

Işıklı Las Vegas'ın, daha doğrusu insani zevklerin ışıltılı merkezinde, bir faniden farksız takım elbisenin içinde vücut bulmuş kendisini diğerlerinden farksız görmeyen insan kalabalığının içinde yürüyordu. Kumarhanelerin parıltılı tabelalarının aydınlattığı sokak ilahi Zeus'un kıymetli kullarına lütfu gibi aydınlatıyordu yolları. Hermes bunu ironik buldu zira kumarhanede insanlar tanrıları omuzlarının arkasından atar ve önlerindeki şeytanlığa odaklanarak bir şekilde ölürlerdi. Yine de Hermes'in bu gün aradığı ölüm bu değildi. Kumarda kendini kaybeden ruhları kayıkçıya götürse kayık kesin alabora olurdu. Hermes daha çok bedenden ayrılan ruhlarla ilgiliydi. En azından tanrıların postacısı olma görevini bu yüzden erteliyordu.
Yanından geçen araç yerdeki koca su kütlesini insanların üzerine sıçratırken Hermes hariç yanındaki herkes iğrenme, şaşkınlık ve öfke belirtileri gösterdi ama Hermes ceketindeki toz parçasından kurtulmak istercesine üzerini silktikten sonra kırmızı ışığın yeşile dönmesini bekledi. Beklediği an geldiğinde yürümeyen tek kişi o oldu, yanındaki adam aceleci bir edayla kendini yola attı, arkasından gelen insan güruhundan kaçmak ister gibi hızlı davranmıştı. Hermes elleri cebinde ışık hala kendisi için kırmızıymış gibi bekledi bekledi, o acı korna sokağı doldurana kadar. Önünden atlayan adam son fiili olarak başını çevirip üzerine doğru gelen hızlı spor arabaya baktı ve çarpışma anında bez bebek gibi savruldu. Kendisine çarpan bir roket gibiydi, durduğu mesafeden oldukça uzağa düştü, kırmızı spor arabaysa son anda direksiyonu kırıp mücevher dükkanının camekanına daldı. İnsanlar çığlık çığlığa doktor ve ambulans ararken Hermes kendi kendine güldü ve savrulan adamın nefesiz cesedinin yanında diz çöktü.
"Nasılsın ahbap?" Adam bu soruya hiç cevap veremeyeceğini düşünüyor olmalıydı. Hermes elini uzatıp adamı olduğu yerden kaldırdığında ruh yerde kanlar içinde yatan kabuğuna baktı. Bunun geleceğini beklemediği yüz ifadesinden belliydi. Kendini korkunç bir sanat eseri gibi inceledikten sonra Hermes'e döndü. "Sen Azrahil misin?" Hermes bunu ilk defa duymuyordu ama her seferinde gülümsemesini engelleyemiyordu işte. Modern ilahiyatın temellendirdiği düşünceydi bu, saygı duyuyordu. "Hayır ama doğru yoldasın evet sen öldün." Adamın gözlerinin baktığı yere döndü baktı, spor arabanın etrafına toplanmış insanları ve o kaosu izliyordu. "Hayır o ölmedi. Henüz." dedi gülerek. Soğuk elini genç adamın omzuna koyup onu götürmek için yönlendirdi. Şimdi yürüdükleri yer zifiri karanlıktı, insan gözünün algılayamayacağı şeyleri barındırıyordu en azından. "Ben ölemem, tanrıçam buna izin vermez." dedi adam bir süre sonra. Hermes elleri cebinde yürürken onunla dalga geçer gibi "Hades'e tanrıça deme, çok ayıp." diye mırıldandı. Hades bunları duysaydı adamı bir avuç küle çevirip yeniden yaratır ve yeniden eğlenildi. İyi biri olmadıysa bundan daha kötülerini yaşayacaktı gerçi. "Tanrıçam" diye tekrarladı adam. "Nyks." Sesindeki sevgi dolu tını Hermes'i duraklattı. Savruk adımlarla ellerini ceplerinden çıkarmadan adamın önünde durdu. "Nyks? Aynı Nyks'ten mi bahsediyoruz? Gece?" Adamın gözlerinde çetin bir ifade vardı. Hermes dayanamayıp kahkahayı bastı. "Ciddi olamazsın! Zeus Aşkına, sen Nyks'in oyuncağı mısın?" Adamı alıcı gözüyle inceledikten sonra kıkırdadı. "Ben, nasıl desem, onu daha zevkli sanardım. Neyse, artık farketmez." Adamı beklemeyip yürümeye başladı. Hepsine bunu yapıyordu ve hepsi de gelmek zorundaydı. Muhtemelen ileride karşılaşacakları şeyleri bilseler burada kalmak için yalvarırlardı ama insan zaafı, şimdi olanı yaşamaktansa bilinmezlikte daha iyileri olacağını umuyorlardı işte. Hepsi kendisini takip ederdi, küçük fino köpekleri gibi. Adamın arkasından geldiğini hissedince yeniden sırıttı.
"Sen artık Hades'in malısın." dedi memnun bir ses tonuyla. "Kargoyu sahibine teslim etmek benim görevim. Nyks bile seni kurtulamaz." Nedense bundan memnundu. Nyks'i güneş ışıklarının karanlığı dağıtması gibi dağıtmayı, öfkelendirmeyi seviyordu. Onu ufukta beliren ilk ışıklarla terketmesi de bu yüzdendi. Öfkeliyken daha güzel oluyordu, belki de bundan.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.theoi.com/Olympios/Hermes.html
Nyks
Gece Tanrıçası
Gece Tanrıçası
avatar

Mesaj Sayısı : 76
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 3:37 am

Adımları koşmaya dönerken saçları bir kırbaç misali sırtına çarpıyor ve tenini okşuyordu. Normal bir insan olsa bu saç darbeleri bir süre sonra canını acıtıcı derecede olurdu. İnsanların çığlıklarını duyduğunda büyük bir parçalanmışlığı görmüştü. Mavi gözleri yerde yatan kanlı bedene iliştiğinde kalbi iyiden iyiye sıkışmıştı ve bir insan gibi derin bir nefes alma ihtiyacı duymuştu. İlerideki mücevherciye giren arabaya baktığında şöförü olan kendini beğenmiş züppeye nefretle bakmıştı. Eğer insanını kurtarabilirse ve Hermes'in o sersem kendinden memnun gülümsemesini silebilirse onunla ilgilenecekti. Yerdeki bedenin yanına diz çöktü. Dizleri topzlarla kirlenip güzelim beyaz teni kirlenmişken ruhunun terkedip terketmediğini kontrol ediyordu. Ruhsuz bir kabuk gibi olan bedene bakarken mavi gözlerinden bir damla yaş düşmüştü adamın tenine. Beyaz tenli, gamzeli, kıvırcık kahverengi saçlı bu çocuk ona her zaman melekleri anımsatmış ve belki de onu çocuğu gibi gördüğü için birlikte olmuştu. Tamam pek annece gözükmese de bu sayede onun hayatına girmiş ve korumuştu. Şimdiye kadar. Ayağa kalktı ve güzelim bedene baktı üzüntüyle. Hermes çok kahkaha atmış olmalıydı! Tanrının yürüdüğü karanlığa kolayca geçerken o kanatları kırılasıca tanrının dediği son sözleri duymuştu. Eh kendisine zevksiz diyorsa Hermes de çirkin olmalıydı çünkü onu da seçmişti daha önce. Hızlı adımlarla ona yürürken kıvırcık saçlı gözlerinde umut ışığıyla bakıyordu kendisine. Sanki tek umudu gibi. Ah, tabii ki de tek umudu kendisiydi!

'Hermes kusura bakma ama kargoda bir değişiklik olacak. Kayıkçıya götürmeyi denemen için beni geçmen lazım ve sinirlendiğimde nasıl olduğumu da biliyorsun değil mi hayatım?' demişti mavi gözlerini içinde çakan şimşeklerle onun gözlerine yönelterek. Kıvırcık saçlısının kendi arkasına geçtiğini farketmişti. Korunabilecek gibi. Eh, hiç çocuğu olmasa da bu annelik korumasının olmayacağı anlamına gelmiyordu. Kollarını birbirine kavuşturarak dik bir duruşla Hermes'e bakıyordu. Lanet olsun birlikte geçirdikleri gecenin sonrasındaki ilk karşılaşmalarındaki o küstah ifade tanrının dudaklarında dolaşırken tüm gücüyle tokat atmak istemişti ona. Evet, insanların duyguları benliğini çoğu zaman ele geçirebiliyordu. Yine de kalbi kırılmış bir kadın her yerde aynıydı. Tehlikeli ve ne yapacağı bilinmez.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hermes
Haberci Tanrı
Haberci Tanrı
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 29/06/10
Nerden : Maia'nın karnından.

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 4:10 am

Nyks'in bulutsuz geceleri andıran berrak sesinin kulaklarında çağladığını duyduğunda adımlamayı kesti ve kadının soluk yüzüne baktı. Nyks ile yeniden karşılaşması gerekeceğini anlamalıydı ne de olsa onun olanı bir başkasına götürüyordu. Ama bu genç adamın Nyks'a ait olduğunu bilemezdi elbette. Bundan dolayı ürkmüş ya da pişman değildi hatta bundan eğleniyordu bile. Sebebi bu olmasa Nyks onu karşısına almayı bile tenezzül etmezdi, hatta elinde olsa geceleri ona zindan ederdi. Neyseki Zeus'un oğluydu ve bütün tanrıların kaba etlerini oturdukları yerden kaldırmayıp bir şeyler iletmesini sağlamak için kendisine ihtiyaçları vardı. Bu da ona biraz hayat garantisi katıyordu. Hayat demektense işkence görmeme sebebi, ne de olsa Hermes de diğerleri kadar ölümsüzdü.
"Biliyorum, biliyorum kafama birkaç yıldız atarsın." dedi Hermes umursamadan. Aldırmasa da götürmesi gereken ruhun Nyks'e yanaşmasını engellememişti. Ne de olsa bu romantik iradesizliğin bir vedaya ihtiyacı olacaktı. Hermes sallana sallana Nyks'e yaklaştı ve yüzünün dibinde durdu. Kendini en sinsi tanrı bilirdi, şimdi ikisinin de gözünü hafiften korkutmak en doğru taktik gibi gözüküyordu. Gerçi korkutmak için kendini zorlamasına gerek yoktu, gerçekleri söylemesi yeterliydi. "Hades onun emanetine sulandığını biliyor mu? Hı? Hadi ona güle güle de de gidelim, Hades ve cehennem gazabı bizi bekler." Cehennemi düşününce gülümsemesine engel olamıyordu. Oraya gitmediği için memnundu ama genelde kol kanat gerdiği hırsızlar ve tüccarlar sonu orada bulurdu. Eh, en azından dünyada rahat yaşamalarını sağlıyordu Hermes.<br>Elini uzatıp genç adama gelmesini işaret etti. Gözleri hala Nyks'teydi, onunla alay ediyordu bir yandan.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.theoi.com/Olympios/Hermes.html
Nyks
Gece Tanrıçası
Gece Tanrıçası
avatar

Mesaj Sayısı : 76
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 5:06 am

'Eh bu davranışların her ne kadar seni 'yüceltse' de onun ruhunu Hades'le anlaşma yaparak kurtarabilme olasılığım olduğunu unutuyorsun sanırım. Ah haberci ve sinsi birisin Hermes ama bir kadının kızgınlığıyla yüzleşecek kadar cesaret yok sende. Erkekliğin tek tanımı biriyle yatmak değildir değil mi?' Bu sözler tatlı bir şekilde dudaklarından dökülürken o gece gönlünü çaldığı tatlı görünüşe bürünmüştü. Kesinlikle soluk kesici mavi gözleri onun gözlerine kenetliyken ikisi de Nyks'in yapabileceği delilikleri biliyordu. Hades'ten ne kadar korksa da -evet korkuyordu!- onunla anlaşmaya çalışabilir ve onun bir tür kölesi olabilirdi. Yer altı ve gecenin karanlığı çok mu uzaklardı birbirine?

Bedenleri neredeyse değecek gibiyken eli Hermes'in oğlana uzanan eline gitti ve elini elinin içine yerleştirerek aşağıya indirdi. Henüz kimse gitmeyecekti biryere. Dolgun dudaklarında ne bir tebessüm ne de bir somurtma vardı. Çok kızarsa Hermes'e kötü şeyler yapabilirdi. Ah çok dokunamazdı gerçi. Ne de olsa o korumalı bir tanrıydı. Lanet olası cazibesi Nyks'i her zaman kendisine çekse de işin içine Nyks'in sahip olduğu biri girdiğinde oyuncağı alınmış huysuz bir çocuk gibi büyük fırtınalar kopartabiliyordu. İnsanlaştığını iyiden iyiye farkederken o yakınlıktan Hermes'in vücudunu hissedebiliyordu. Yine onun oyuncağı olmayacaktı ama. Umut Hermes'in yolunda bitmişti. Gün ışıklarıyla birlikte ettiği yemini biliyordu herkes. Çıkarı olmadığı sürece yatmayacaktı. Sevse durum değişirdi ama Hermes o sevgiyi bile haketmiyordu ki. Eli tanrının elinde gergin olduğu için de biraz kuvvetle tutuyordu. Meydan okumayı her zaman sevmişti. Savaşları sevmese de kavgaları severdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hermes
Haberci Tanrı
Haberci Tanrı
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 29/06/10
Nerden : Maia'nın karnından.

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 5:34 am

Hades'le anlaşma yapmak... Bir nevi borç yapmak gibiydi ve ölümle kumar cidden riskli bir işti. Mayın tarlasına adım atmaktı adeta. Hades acımasız bir tanrıydı, Nyks'e bir ruh verme işini öyle eğlencesine yapamazdı. Karşılığında ne isteyecekti ki, haşlanmış gece tanrıçasının kalbini mi? Hermes kaşlarını çatıp Nyks'e baktı. Zeus aşkına, yanındaki sadece bir ölümlüydü. Onu şu an kurtarsa ne olacaktı ki sonra yine ölecekti. insanların hayatları sönen mum alevlerine benziyordu. Tanrıların cılız nefesiyle bile sönüyorlardı. Böcek ilacı içmiş böcek gibiydi hele bu yanındaki adam. Şimdi ölmeyecekti ama bu iki gün sonra ölmeyeceği anlamına da gelmiyordu. Ve gece tanrıçası gün doğduğunda şefkatli kollarını geri çekecekti, o zaman ne olacaktı hali?
"Nyks saçmalıyorsun, artık küçük oyuncakların için ölüme nanik yapacak kadar mı düştün? Değer mi bu Hades'e borçlanmaya, söylesene." Ucuz bir mal gibi bakmıştı yanındaki adama. Haklıydı ona değer vermiyordu pek. Hele asılmak için gerilmiş ipi onu beklerken hiç. Nyks'i kaybetmek garip olurdu. İlişki açısından sadece onu delirtmekten hoşlanıyordu ve fizikselliği aşmıştı artık ama geceyi kaybetmek? Hermes her ne kadar Nyks egemenliğindeki zaman dilimlerinden hoşlanmasa da hepten gündüzü yaşamak istemezdi. Ayakkabılarındaki kanatları titretti ve ellerini göğsünde kavuşturdu. "Hades'ten izni koparamadıysan hala beyefendiyi yerine teslim etmem gerek Nikcy." Bu isten iyice bunalmaya başlamıştı, yenilmenin düşüncesi içini daraltıyordu. "Gidelim kuçu kuçu." dedi, adam isteksizce kendisine adım atıp Nyks'e yalvaran bir bakış atarken.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.theoi.com/Olympios/Hermes.html
Nyks
Gece Tanrıçası
Gece Tanrıçası
avatar

Mesaj Sayısı : 76
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 5:48 am

'Küçük olarak gördüğün bu ölümlü senden daha çok sevebildi. Senin gibi kırıp gitmedi. Evet, muhteşem yanlışlar için seçimler yapılabilir. Sana bir şans verilmişti Hermes. Sense sadece gittin. Ah, Hades bana en fazla ne yapar? Gece'nin efendisi olarak benim patronum olur anca. Sen Hermes? Böyle davranmanın tek nedeni seni yenebilme olasılığımdan korkman. Düzgün hitap et!' Gözlerindeki şimşekle birlikte eli de çakan şimşek gibi patlamıştı tokat şekliyle Hermes'in suratında. Tanrı bunu kiç beklemiyordu ki kendisine bakarken bir tuhaf bakmıştı. Onun insanı, oğlu diyebileceği tek insanını Hermes'in aşağılık kollarına vermemeye kararlıydı. Hermes'in güneşi sevdiğini biliyordu ama birinin yatağına girmesi için gece gerekiyordu ona ve gecesi giderse gündüzleri ona asıl işkence olurdu. Nefesleri birbirlerinin yüzüne değerken ona bakan ölümlü ruh ikisi arasındaki durumu anlayamazdı. İnsanlarla olmaktan daha farklıydı ve insan kadınlarından daha tehlikeli olduğu bir gerçekti. Sarı saçları yüzünün etrafında dalgalanırken hafif aralık dudakları genelde erkeklerin odak noktası olurdu. Gözlerini hafifçe kısarak bakmıştı Hermes'e. Yanağı kızarmamıştı pek, sonuçta insanlar gibi uzun süre kalmazdı bir iz.
Ölümlü ruh isteksizce Hermes'in arkasına gitmiş, kendisine yalvarırcasına bakmaya başlamıştı. Onu yine kaybedecekti biliyordu ama şimdi kaybetmek istemiyordu. Sevgi ve ilgi göstermek istiyordu. Fahişeler koruma altına aldığı topluluk olsa da onlara tam olarak kızım diyemiyordu. Gece olarak onlara göz kulak olurken Hermes'in koruması altındakileri de koruması gerekiyordu bazen. Evet, yakışıklı Hermes'ten tiksiniyordu. Onun olmayı istemesi için birçok neden olsa da o sadece kendini beğenmiş rezilin tekiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hermes
Haberci Tanrı
Haberci Tanrı
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 29/06/10
Nerden : Maia'nın karnından.

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 6:25 am

Nyks duygularla ilgili bir şey söylerken Hermes gözlerini devirdi. Ah terkedilmiş kadınlar, hepsi aynıydı. Kızdıklarında vahşi at gibi tepinirlerdi ama romantik safsataları hiç bitmiyordu. Evet Hermes Nyks'e karşı fiziksel açıdan bir çekim hissetmiş, onu liriyle kendine bağlamış ve ödülünü almıştı, ne vardı bunda? Aynı şeyi küçükken Apollon'un ineklerini çaldığında da yapmıştı. Nyks kendisinden etkilendi ve Hermes gecesini gece tanrıçasının kollarında geçirdi diye birini asacak halleri yoktu ya. Assalar da farkeder miydi?
Hermes tam çobanın köpeğini çağırmasına benzer bir şekilde ıslık çalacaktı ki Nyks'in çatırdayan tokedı yanağında patladı. Bunu bekliyor olsa daha sakin bir tepki verirdi ama beklemediği anda yemek onu şaşırtmıştı. Yanağındaki kızarıklık soğuk görmüş bir çiçek gibi solarken kaşarını çatıp amacını sorgularcasına bir bakış attı. Nyks aşırı duygusal davranıp hepten saçmalamaya başlamıştı. Kendisi de bu delikanlıyı vermemekte inat etmişti, sonuçta her gün bir tanrıçanın evcil hayvanını taşımıyordu. Belki kendisinin de biraz inat ettiğini savunabilirdi, ama biraz.
"Bana bak Nyks" diye çıkıştı üzerine yürüyüp. Karşısındaki gecenin hükümdarı olabilirdi ama Hermes de kendi çapında kudretli bir tanrıydı. "Hades bana onu geri götür diyene kadar o benim sorumluluğumda." O derken yaptığı vurgu ciddiyetini gösteriyordu. Oyun oynamaktan sıkılmıştı. Öfkeli bir şekilde kükremektense otoriter, sert bir edayla konuşuyordu. "Bu yüzden git sabahı falan bekle. Faniler ölür, ben onları götürürüm. Fanini kaybettiğin için üzgünüm ama bunun için fazla riskli oynuyorsun ve kumarbazların koruyucusu olarak sana öneride bulunmam gerekirse, yanlış ata oynuyorsun."
Gence yeniden gelmesini işaret etti, bu sefer onu önüne aldı. Gitmeden önce arkasına döndü ve Nyks'e yarı endişeli yarı ciddi bir ifade attı. "Bir daha bana vurmayı deneme Nyks. İlkinde centilmence davrandım ama bir dahaki için söz veremem." Nyks'in gözlerinde çaresizlik ifadesini aradı, bunu görmek onu biraz tatmin edebilirdi en azından.


En son Hermes tarafından Çarş. Haz. 30, 2010 7:41 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.theoi.com/Olympios/Hermes.html
Nyks
Gece Tanrıçası
Gece Tanrıçası
avatar

Mesaj Sayısı : 76
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 6:36 am

Hermes'in tokatla değişen yüz ifadesi kendi egosunu tatmin ederken fanisini önüne alması bu oyunu kaybettiğinin göstergesiydi. Tabii ki şimdilik. Gecenin sinsi karanlığında yapacağı saldırıları kim bilebilirdi ki? İnsanının gözlerine bakarken huzur aşıladı sadece. Gittiği yer korkması gerektiği bir yer değildi. Gülümsedi insanına. O da titrek bir gülümseme göndermişti kendisine. Hermes'in koruyuculukla ilgili dediği şeylerle ufak bir kahkaha atmış ve 'Senin koruyuculuğuna ihtiyacım yok Hermes. On dakika içinde onu götürüp gelebileceğini biliyorum. On dakika sonra burada ol. Yoksa parlak güneş ışıkları gözlerini hassaslaştırır. Karanlığa ihtiyacın var.' demiş ve tanrıya en tatlı gülümsemesini yollamıştı. Zihninden geçen şeyleri anlayamadığını biliyordu ve bu işine gelirdi. Duygusal saldırılarıyla bunalıma sokmayı severdi canlıları. Sinirlendiğinde toplu intiharlar yaratırdı insanların dünyasında. Ah, eğlenmek. Hermes gözden kaybolduğunda kahkahalar atmış ve saçını geriye atarak onu beklemeye başlamıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hermes
Haberci Tanrı
Haberci Tanrı
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 29/06/10
Nerden : Maia'nın karnından.

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 6:54 am

Hermes geri kalan yolunda adamı itelemekten beter etti. Korkması ve geleceği hakkında endişelenmesi için elinden geleni yapmıştı, hatta üzerinde itinayla titremiş bile denebilirdi. Adamı kayıkçıya emanet ederken cenazesinde gözlerine konan sikkeler olsa onları da çalardı. Sonra gittiği onca yolu çok kısa mesafedeymiş gibi geri döndü ve gece tanrıçasına az önceki öfkeden oldukça arınmış yamuk bir gülümsemeyle baktı. "Nyks tatlım zorun ne? Alt tarafı bir ölümlü. Her gün milyonlarcası türüyor milyonlarcası ölüyor." Az önce olanlar sinirini bozmamış gibi görünüyordu. Birkaç adımda Nyks'e baktı ve çağlayanlar gibi omuzlarına dökülen saçlara dokundu onu huzursuz etmeyecek kadar hafifçe. "Derdin aşk mı?" diye fısıldadı. "Sana aşık olabilecek çok insan var. Onu bırak. Bırak ruhu ait olduğu yere gitsin. Sen de Hades'le uğraşma." Hermes'in etkiliyici olması için her zaman lire ihtiyacı yoktu anlaşılan. Geri kalan her şeyde olduğu gibi bu konularda da oldukça hızlıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.theoi.com/Olympios/Hermes.html
Nyks
Gece Tanrıçası
Gece Tanrıçası
avatar

Mesaj Sayısı : 76
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 7:11 am

Bekledi, bekledi. Beklediği zaman aslında sadece altmış saniye gibiydi. Bir tanrı ya da tanrıça olmak zaman kavramının dışında olmak demekti. Saçları hafif rüzgarla dalgalanırken mavi gözleri Hermes'i bekler halde ileriye bakıyordu. Kadının gözlerinde ne bir hüzün ne bir mahvolmuşluk ifadesi vardı. Hatta neşeliydi de denilebilirdi. Hermes'in elleri saçlarındayken fısıldadığı cümlelere odaklanmıştı. Derdinin bir kısmı aşktı evet. Hermes'in gözlerine odaklamıştı mavi gözlerini. Hafifçe gülümsedikten sonra 'Aşk işin içinde bulunan bir öge sadece. Senden ve diğer tanrı yada tanrıçalardan eksik bir yanım var Hermes. Gecenin hakimi olsam da evladım yok. Belki de olmayacak. Korkuyorum, ah evet. Bunu sana itiraf ediyorum. Birlikte olduğumuzda tanrılar için nasıl desem genç sayılırdım. Hem bütün bu Hades'e gitme konuşması ne? Benim için endişeleniyor, olamazsın değil mi?' demişti. Eğer kendisini düşünse sinsi gibi değil sabah bir konuşma yaparak terkederdi onu. Gözleri onun gözlerindeyken saçındaki ele değdi yavaşça dudakları. Bu dudaklar birçok erkeğin kanını kaynatmamış mıydı? Bu erkeği de kendisini seçmesi için kandırmamış mıydı? Ah hayır şimdi onu baştan çıkarma gibi bir niyeti yoktu ama aşk oyunu oynamanın kime zararı olabilirdi ki? Sakin olduğunda tatlı biri oluyordu ve sakindi Hermes'e bakarken.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hermes
Haberci Tanrı
Haberci Tanrı
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 29/06/10
Nerden : Maia'nın karnından.

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 7:31 am

Nyks'in itirafı sırasında kadının mermersi yüzünde canlılık belirtisi gösteren kırmızı dolgun dudaklarına bakıyor bir yandan da dinlemeye çalışıyordu onu. O an varlığıyla kendisini baştan çıkardığını kabul edebilirdi ama bunun sebebi Nyks'e aşık olması falan değildi, Hermes bütün ilahi dişilere ilgi gösterirdi. Nyks'in orada hala kendisi için bir şeyler beslediğine adım gibi emindi, sadece doğru oynar ve kartlarını açık etmezse bu el kazanabilirdi. Sonra yine gün doğumuyla Nyks'i tek başına bırakır ve tarihin tekerrür ettiğini gösterirdi ona. Zaman geçirmek için güzel bir kadın sayılırdı Nyks, yani neden olmasın?"Elbette ki hayır, senin için endişelenmiyorum." dedi bir tutan saçını kulağın arkasına atmaktan istifade edip kulağına fısıldarken. "Bence sen gayet de kendi başının çaresine bakabilirsin." Sesi de en az lirinin rahatlatıcı melodisi kadar yumuşak ve dinlendiriciydi. Boynuna küçük bir öpücük kondurup devam etti. "Hem çocuklar önemli değil, ben olup olmadığını bile bilmiyorum. Önemli olan keyfince yaşamak. Sonsuza dek..." Kırmızı dudaklarına uzandı gecenin tadına bir kez daha varabilmek için. Nyks'i elde etmek için neden oyun oynadığını bilmiyordu ama masaya oturmuş bahsi açmıştı çoktan. Tanrıçanın kalbini bir kez daha çalmakta sakınca görmüyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.theoi.com/Olympios/Hermes.html
Nyks
Gece Tanrıçası
Gece Tanrıçası
avatar

Mesaj Sayısı : 76
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 8:00 am

Sonsuza dek bu oyunu sürdüreceklerdi. Önce ufak kavgalar olacaktı. Birbirlerini delirteceklerdi hep. Daha sonra da bu an gelecekti. Hep. Hep. Hermes ona doğru uzanırken dudaklarını ona sundu ve yumuşak öpücüğe izin verdi. Hermes'e asla belli etmediği şey aslında ona hiç aşık olmadığı sadece keyfi için kullandığıydı. Masum rolü yapmak en sevdiği şeylerdendi. Dudakları adamın dudaklarındayken ertesi sabah mutlu olacağı birşey yaptı. Bembeyaz bedeni adama değerken şimdiye kadarki gecelerini en iyi geçirten bu tanrının olabilirdi yine bu gece. Geceleri daha özgür hissediyordu kendisini, daha deliydi. Bu dans sonsuza dek sürecekti ve her seferinde ikisi kendi kumarlarını oynayacaklardı. Hep nefret edecekmiş gibi görünüp gecelerini zehir edecek sonra da sevgisiyle tek bir gece sarmalayıp yeniden işkence çektirecekti bu tanrıya. Dudaklarını hafifçe çekerek 'Sonsuza dek bu oyun devam edecek unutma.' demişti. Mavi gözleri zevkle parıldarken gülümseyerek öptü tanrıyı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hermes
Haberci Tanrı
Haberci Tanrı
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 29/06/10
Nerden : Maia'nın karnından.

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 8:14 am

Nyks'in tatlı dudakları arzu dolu bir öpücükle karşılık verdi. Hermes'in elleri Nyks'in biçimli çenesini buldu ve gecenin karanlığına tezat açık renk saçlarını geriye itti. Tanrılar için salileseler gibi geçen birkaç dakikanın ardından Nyks kendini geri çekmiş ve oyunun sonsuza dek süreceğini söylemişti. Hermes haberci tanrıydı hiçbir yerde adam gibi uzun süre durmuyordu bile. Ama kimi gecelerini gece tanrıçasıyla geçirmek gerçekten bir lütuf sayılırdı. Hermes halinden mutlu bir gülümsemeyle cevap verdi. Ne güzel bir maskeydi çoğu zaman masum edası, oysa cinliği ayrı bir söz konusuydu. Resmen az önce gece tanrıçasını karşılıklı menfaatler doğrultuğunda sadece fiziksel boyutlarda bir ilişkiye ikna etmişti, bu yüzden kendini tebrik etti. "Zaten sonsuza kadar yaşayacağız, ne farkeder?" dedi inci dişlerini belli eden bir gülümsemeyle. Yeni bir kalp çaldığını hissedebiliyordu, bu olay diğer maddi şeyleri çalmaktan çok daha büyük bir haz veriyordu kendine. Az önce postaladığı adamın hayal kırıklığı büyük olmalıydı. Zavallı, diye düşündü isteksizce. Tanrıçasının onu kurtaracağını ümit ediyordu. Boşuna olduğunu o ölümlü beyni anlayamazdı, ya öyle ya böyle onun ruhu yine oraya gidecekti. Ve Nyks'in bunun için altından kalmayacağı bir borca girmesi saçmaydı, bütün pulları sürüp berbatt bir ele sahip olmak gibiydi. Şimdiyse iyi bir oyuncuyla oynuyordu, kazanan tarafın ise en sonunda kendisi olduğuna emindi. Her zaman öyle olurdu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.theoi.com/Olympios/Hermes.html
Nyks
Gece Tanrıçası
Gece Tanrıçası
avatar

Mesaj Sayısı : 76
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Bir Ruhu Çalmak.   Çarş. Haz. 30, 2010 8:39 pm

'Sonsuzluğu geçirebileceğimiz birçok yer varken burası pek iyi bir seçim değil. Eh, gecedeyiz. Kendini geceye teslim et gün ışıkları doğana kadar tabii ki' demiş ve şirin gülümsemesiyle tanrının koluna girmişti. Evet gün geçtikçe davranışları değişiyordu, kişiliği de öyle. İlk zamanlarda sadece iyilik için çalışan bu tanrıçanın kötülüğe kaydığını bilen pek insan yoktu. Geceleri tüm insanları korumakla görevli olsa da genellikle erkekleri korumaması dikkat çekmiyor değildi. O etraftayken ölenler erkekler olurdu, kızlar genelde kukla oynatıcısı gibi oynatırlardı onları. Bunu yapmalarını sağlayan saygı duymadıkları tanrıçalarıydı. O güzel boyunlarını kesilmekten kurtaran tanrıçaları. İşte bu yüzden tüm erkeklerin dikkatli olması gerekirdi kendi yanında. Hermes ile birlikte uzaklaşırlarken içten içe gülüyor ve bir sonraki hamlenin ne olacağını düşünüyordu. Ne de olsa ikisinin oyununda hamleler önemliydi. Eğer sağlam bir strateji kurulmazsa yeniliş kaçınılmazdı ve kaybediyor gibi görünse de bu ona çok şey kazandıracaktı. Evet. Oyun oynamak eğlenceliydi. İkisi de gözden kaybolduklarında sadece sessizlik hakimdi az önce bulundukları yerde.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bir Ruhu Çalmak.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 100 Şehid Sevabı Almak İstermisiniz..

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Camp Half-Blood Rpg :: Kamp Dışı :: Las Vegas-
Buraya geçin: