Camp Half-Blood Rpg

Tanrılar ve onların çocuklarının macerasına siz de katılın!
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Mezarlık Kalıntısı

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
Ares
Savaş Tanrısı
Savaş Tanrısı
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Kayıt tarihi : 29/06/10

MesajKonu: Mezarlık Kalıntısı   Salı Haz. 29, 2010 9:45 pm

Düşünmek, tanrılara bir bile zaman zaman ağır gelebilir. Bana yavaş yavaş ağır gelmeye başlamıştı. Olympos'un böylesine karışmış olmasının tek sorumlusu olarak gösterilmek, hoş değildi. Bu zamana kadar kaldırmıştım bunu. Bundan sonra da taşımalıydım tüm yükü üzerimde. Bu karışık zamanda bu kadar sorumluluk almış olmam gelecek için çok önemliydi belki. Lider olabilmem için almak zorundaydım zaten böyle bir kaç sorumluluğu üzerime. Tüm savaşları yönetebilmek güzel bir ayrıcalıktı ve bunu kıskanan birileri elbet çıkacaktı. Herkes böyle düşünmüyor muydu ? Hayır, doğrusunu söylemek gerekirse, kimse benim tarafımda değildi, bir kişiden başka; Aphrodite... Aşk tanrıçası, eski dostum, güzelliğin Olympos'taki tek simgesi. Ben ona resmen aşıktım. Ah, evet başkasının yanında, kollarındaydı. Fakat onunla geçirdiğim zamanları hiç bir kimseyle geçiremeyeceğimi bilirdim ve kimseye değişmezdim. Zaten bu yüzden de sevilmeyen biri değil miydim ben Olympos'ta ? İnandığım uğruna savaşırdım ve Aphrodite benim inandığım bir şeydi. Sanki, o sihirli oklarından birini bana da yollamıştı. Aslında, şıpsevdi denilecek bir karakterim olmasına rağmen, bu Aphrodite'e olan ilgimi bir türlü silememişti. Poseidon, bana hiç bir zaman engel olmamıştı bu yolda, olamayacaktı da. Bu gün buraya onunla bir kaç konu hakkında konuşmak için geliyor olsam da, içimde bir umut vardı tabii ki de, yeniden birleşebilme adına. Belki bir kaç saniye, belki de tamamen. Ölümsüz olmak bu zamanlarda kötüydü işte. Onunla zaman geçirememek, O'na sahip olamayacağımı bilmek oldukça kötü bir şeydi. Üzerimdeki ağırlığı az da olsa atmak, paylaşmak için bulunduğum mezarlığa diktim gözlerimi, düşüncelerimden sıyrılarak. Uzaktan gelen titrek ışıkların aydınlattığı bir mezar taşına, sanki insanmışım gibi oturarak beklemeye başladım, kadınların simgesini. Yardımcılarımdan sıyrılarak buralara kadar tek ve insan kılığında gelebilmiş olmama da hayret ediyordum, doğrusu. Doğduğumdan beri peşimde olan bu baş belası dörtlüden bir an olsun kurtulmuş olmak benim için büyük bir başarıydı aslında. Bu zamana kadar ne denediysem başarılı olmamış, elbet bir şekilde bitmişlerdi yanıbaşımda. Onlar sayesinde hep başarılar elde etmiş olsam da, arkalarında iz bıraktıkları için, yerimi kolayca bulabiliyorlardı beni alt etmek isteyenler. Sessizce kafamı kaldırdım ve gökyüzüne baktım. " Yüce Zeus, beni burada da görüyorsun, öyle değil mi ? " dedim alaycı bir şekilde.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemis
Av Tanrıçası | Admin
Av Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 145
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Salı Haz. 29, 2010 10:04 pm

Bugün oldukça eğlenceli olacaktı. Aphrodite'in kusursuz bir planı vardı. Bunu uzun zamandır planlıyorduk denilebilirdi. Aslında oldukça basitti fakat en ufak bir zamanlama hatası, planı bozabilirdi. Aphrodite'lle birlikte, onun yakın arkadaşı Ares'e şaka yapmaya karar vermiştik. Ve eğer planımız kusursuz bir şekilde işlerse oldukça gülecektik. Belki Ares de gülerdi, kim bilir? Plan tam olarak şöyleydi: Ben ağaçların arkasında saklanırken, Aphrodite, oldukça güzel bir kadın kılığına girip Ares'i baştan çıkaracaktı. Tam öpmek üzereyken değişip dilini çıkaracaktı. Oldukça komik bu olay sonucunda gülmekten kendimizi alı koyamayacaktık ve oldukça eğlenecektik. Hiçbir şeyin ters gitme olasılığı yok gibiydi. Ancak imkânsız diye bir şey yoktu ve her an her şey olabilirdi. Ya da... Ben fazla paranoyaktım. Evet, sanırım son ihtimal daha yakın gibiydi ama içgüdülerim halâ bir şeyler olabileceğini söylüyordu. Hiçbir şey olmayacak diye geçirdim içimden. Daha sonra Ares'i gördüm. Ona görünmeden hem bol ağaç olan, hem de görüşümü engellemeyen bir yeri hemen bulduğuma seviniyordum. Oraya saklanıp beklemeye başladım. Birazdan oldukça eğlenceli bir gösteri olacaktı. İçimden oyun başlasın diye geçirdiim.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aphrodite
Aşk Tanrıçası | Admin
Aşk Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 411
Kayıt tarihi : 27/06/10
Yaş : 24
Nerden : Selene'in yıldızlı göklerinden.

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Salı Haz. 29, 2010 10:14 pm

aphrodite. Aphrodite. APHRODITE! Tanrıçam sen yardım et. Adeta bir duygu patlaması yaşayarak sağ elini başına götürdü güzelliğin somutlaşmış hali denilen tanrıça. Yavaşça şakaklarını ovaladı; Yüce Zeus aşkına, o ne ağrıydı. Sürekli ona seslenen, çaresizce yalvaran ve isteklerde bulunup ona adaklar adayan insanların sesleri yankılanırdı kafasının içinde. Çoğunlukla genç kızlar olurdu bunlar. Neden mi? Aşk acısı çeken, köyün yakışıklı zamparasına aşık olup onun başını bağlamak isteyen, evde kalmış, ya da daha kötüsü hamile kalmış genç kızlar. Tanrıçaların yetenekleri sınırsız olduğundan, bugün için yeteri kadar dinlediğini düşünerek yakarışları zihninden attı. Onları daha sonra düşünmeye karar vermişti. Çok daha önemli işleri, düşünmesi gereken gereğinden fazla şey vardı. Mezarlığın yolunda ilerlerken, ölüm kadar sessizdi. Güzelliği bir erkeği baştan çıkartmaya kolayca yeterken, bir bakışının onları ölüme yollayabilmesi ne mükemmel bir çelişmeydi. Kasvet kokusu almaya başladı, hassas burnunda çürüme ve eskimişlik kokuları yoğunlaştı. Aphrodite’in bir diğer özelliği de beş duyusunun diğer tanrılardan ve tanrıçalardan katlarca iyi olmasıydı. Ah, av tanrıçası Artemis hariç. Artemis, Aphrodite’in en yakın dostuydu. Zeus biliyor ya, Aphrodite azizleri bile baştan çıkartabilirdi. Ah, mezarlık. Ve oraya buluşmaya geldiği tanrı, Ares. Ares’i fazla severdi; bir gün ona ihanet ederse onu en çok bunun yaralayabileceğini düşündü. Aphrodite kimseye güvenmeyen bir tanrıçaydı, güvenini kazanmak için birinin yıllarını vermesi gerekebilirdi. Ve Zeus biliyor ya, Ares onun güvenini kazanmıştı. Buraya da onunla buluşmak için gelmişti. Ama Ares’i çok sevdiğinden, ona bir oyun oynamaya karar vermişlerdi. Artemis ve Aphrodite, kainatın en güzel iki kadını; konu eğlenceye gelince iki muzur çocuktan farksız hale geliyorlardı. Dudakları eğlencenin vereceği hazla kıvrıldı. Evet, onu kandıracaktı. Bakalım Ares onu ne kadar süre geçince tanıyabilecekti? Çok seksi bir kılıkta, üzerinde açık bir elbise ile mezarlığa girdi. Ares, oradaydı. Zamanında gelmişti, çünkü kendisi her zaman dakik olmakla ünlüydü. Yüzüne oyuncak kadar sevimli ve acıklı bir ifade oturttu. Vücudunu dikleştirdi ve Ares’e yaklaştı. ‘’ Merhaba tatlım. Sen, buradaki erkeklerden çok farklısın. ‘’ Gerçekten de öyleydi, Aphrodite ona benim yakışıklı Ares’im, derdi. Yaklaştı ve kollarını ona doladı. İşte Artemis ordaydı, ilerdeki sık ağaçlıkta. Ares’in göremeyeceği bir yerden ona göz kırptı.

_________________



En son Aphrodite tarafından Çarş. Haz. 30, 2010 12:12 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ares
Savaş Tanrısı
Savaş Tanrısı
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Kayıt tarihi : 29/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Salı Haz. 29, 2010 10:33 pm

‘’ Merhaba tatlım. Sen, buradaki erkeklerden çok farklısın. ‘’

Geldiğini bile farketmediğim bir kadın, konuşurken bir yandan da kollarını bedenime dolamıştı. Şaşırarak kollarını bedenimden ayırdım ve ayağa kalkıp bir adım geri attım. Neydi bu böyle ? Benim beklediğim asil tanrıça yerine başka birisi gelmişti yanıma. Gecenin bu saatinde burada ne yapıyordu, hem de üzerindeki bu kışkırtıcı elbiseyle birlikte. Kaşlarımı hafifçe kaldırarak benimle konuşan ve beni sarılarak tahrik etmeye çalışan kadına baktım. Kadın demeye bin şahit gerekiyordu aslında, resmen seks'i çağrıştıran bir... bir afetti bu. Gülerek onu şöyle bir süzdüm. " Tüm erkekleri elden geçirmiş olmalısın, farklı olduğumu söylediğine göre." Bu kadını Aphrodite mi yollamıştı ? Benimle eğlenmek için güzel bir aracıydı aslında. Kadınlara olan düşkünlüğümü iyi bilirdi Aphrodite. Evet, kadınları severdim. Onlar bizler için en büyük nimetti. Yüce Zeus, şuan burada belki de bir ölümlüyle konuştuğumu görüyorsa- ki görmemesi imkansız- bu Olympos'un karışık halini daha da çok karıştırabilirdi. Konuşmayı kısa kesmeye çalışacaktım. Ama yine de olduğum yerde duruyordum. Kadının kafasının üstünden arka tarafta durmuş eğlenen başka birilerini arıyordum. Fakat kimseler yoktu. Bakışlarımı gözlerinde sabitlemeye çalışıyordum, ama yaramaz halim buna el vermiyordu. Gecenin bir köründe gelip benim bildiğim bir şeyi yani, farklı olduğumu söyleyen seksi bir kadın vardı karşımda. Gözlerim, gözlerinden dudaklarına, dudaklarından göğüslerine ve daha sonrada bacaklarına kayıyordu. Bu kadar yakın durmak her ne kadar hoşuma gitse de bir adım daha geriye atmıştım. Garip bir şekilde onunla yakınlaşma isteği yoktu içimde. Aphrodite'i bekliyordum çünkü. Şu an aklımda olan tek kadın da O'ydu. O'na olan saygım ve derin sevgim, herkese olandan çok daha farklıydı çünkü. Ama karşımdaki sınırları biraz zorlarsa eğer yakınlık, olmayacak bir şey değildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemis
Av Tanrıçası | Admin
Av Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 145
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Salı Haz. 29, 2010 10:49 pm

Aphrodite oldukça iyi iş çıkarıyordu. Ares şok olmakla birlikte tuzağına düşüyordu Aphrodite'in. Onun oyun oynadığını bilmesem gerçek sanabilirdim. Ve ben burada oldukça eğleniyordum. Ağaçların arasında, benim burada olduğumu bilmeyen kimsenin farkedemeyeceği bir yerde rahatım yerimdeydi. Görüş açım da mükemmeldi. Olanları bir saniye dahi kaçırmadan görebiliyordum. Evet, her şeyi görüyordum. Ares'in yaramaz bakışlarını, Aphrodite'i -o olduğunu bilmese bile- süzmesini ve Aphrodite'in Ares bakmadığı zamanlardaki ufak kıkırdamalarını. Yavaş yavaş iş sonuna varıyordu ve ben de tek bir anı dahi kaçırmak istemediğimden pür dikkat onları izlemeye koyuldum. Ancak kıkırdamaktan kendimi alamıyordum. Bunu mümkün olduğunca sessiz yapıyordum ve Ares'in beni farketmesi mümkün değildi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aphrodite
Aşk Tanrıçası | Admin
Aşk Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 411
Kayıt tarihi : 27/06/10
Yaş : 24
Nerden : Selene'in yıldızlı göklerinden.

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Salı Haz. 29, 2010 10:54 pm

Gözlerinden kararsızlık okunan Ares’ten, beklediği tepkilerin çoğu daha ilk karşılaştıkları anda geldi. Ona yaklaştıkça loş ışıkta uzun ve yapılı gölgesi daha belirgin hale gelmeye başlamıştı. Tam yanında durduğunda ve sesinin elinden geldiğince masum çıkmasına uğraşarak onunla konuşmak istediğinde, pek de inanmadı. Hadi, kim inanırdı ki? Üzerindeki elbiseyi değiştirmeye vakit kalmamıştı. Ares Aphrodite’i baştan aşağı süzerken, gözlerinin önce dudaklarına, sonra göğüslerine oradan da bacaklarına indiğini fark ettiğinde, içinden kıs kıs gülüyordu. Ah, onu gerçekten de tanıyamamıştı. Erkekler. Hep kafaları tek bir şeyde olur, onları cehenneme sürükleyen ve Aphrodite’in rahatça yararlandığı zaafları ne komikti. Ares aradan uzun zaman geçmesine rağmen fazla değişmemiş gibi görünüyordu. Hala o uzun boylu, güçlü, endamlı-ve ah-yakışıklı adamdı. Aphrodite’in dolgun dudakları ince bir gülümsemeyle kıvrıldı, Ares konuşuyordu. " Tüm erkekleri elden geçirmiş olmalısın, farklı olduğumu söylediğine göre." Gerçekten, kendini tutmasaydı, bir kahkahayı koyuveriyordu. Öyle komikti ki, ve öyle eğleniyordu; içinden sürekli kıs kıs gülmekten kendini alamıyordu. Ona daha da yaklaştı, öyle ki gecenin karanlığında parlayan gözlerini görebiliyor, ılık nefesini çok yakınında hissediyordu. Parmağını onun dudaklarına götürdü ve mırıldandı. '' Gerçekten bayım. Sen insandan fazla bir şeylere benziyorsun. Fazla yakışıklı, fazla güçlü ve ah- '' Emin değilmiş gibi başını iki yana salladı, sonra masum masum gözlerinin içine şu-ne deniyordu?-Ah, evet yavru kedi bakışı, yavru kedi bakışını gönderdi. Karşındakinin inanmakta güçlük çektiğini görebiliyor, elbisesinin de yardımıyla yaratılan küçük fahişe imajının rolünu fena halde etkileyebileceğini düşünerek, karşısındakini kimliğine inandırma konusunda ikna etmeye karar verdi. Tanrı biliyor ya, ikna kabiliyeti mükemmeldi, bir de oyunculuktan alınan zevk. '' Ben karanlıkta evinin yolunu kaybetmiş, zavallı küçük bir kızım. Şimdi bana yardım etmelisin. '' Konuşurken ona bakmaya devam ediyordu, o kadar eğleniyordu ki adeta bir tiyatro oyunu sergilercesine, özenle elini onun elinin üzerine koydu. Mezarlığın kasveti, onu setiydi ve ona ulumalarıyla eşlik eden hayvanlar da rol arkadaşları, figüranları. Öyle bir gülümsedi ki, karşısındakine güven vermeye çalışır gibiydi, aynı zamanda da güven almaya. Sanki gerçekten de karanlıkta evinin yolunu kaybetmiş de, tek istediği biraz güvenebileceği ve ona zarar vermeyecek; aksine yardıma hazır olan bir yabancıymış gibiydi. Fısıldadı, dehşete düşmüş ama içinde bir çeşit umut uyanmış gibi bir hali vardı. Ama içinde, içinden hala kıs kıs gülüyordu. Ona yaklaştı, oyunun son perdesine girilmişti. Ares’in onu öpebileceği kadar yakındaydı şimdi, kesinlikle tehlikeli.

_________________



En son Aphrodite tarafından Çarş. Haz. 30, 2010 12:12 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ares
Savaş Tanrısı
Savaş Tanrısı
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Kayıt tarihi : 29/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Salı Haz. 29, 2010 11:10 pm

İnsana benzemiyormuşum falan filan. Zaten biliyordum bir insana benzemediğimi, fazla yakışıklı ve evet, fazlaca güçlü olduğumu. Ah, haydi ama o parmağını dudaklarımdan çekmezse, bunun ilerisi de olabilirdi bu gece. Bir elimle dudağıma götürdüğünü elini tutarken diğer elimle kirli sakallarımı kaşıdım ve geceye doğru kaçamak bir bakış fırlattım. Gerçekten neredeydi bu Aphrodite ? Beni ilk kez bu kadar bekletiyordu, hiç adeti değildi böyle şeyler aslına bakılırsa. Gözlerim bir karşımda benden yardım dilenen kadına ve bir de ellerimize kaydı. Elimi elinin üzerinden çekerken " Ben karanlıkta evinin yolunu kaybetmiş, zavallı küçük bir kızım. Şimdi bana yardım etmelisin. " diyişine cevap vermeye çalıştım.Her ne kadar bir tanrı olsam da bu benim işim değildi, diye kendimi savunabilirdim. Hem içimden yardım etmek gelmiyordu hem de çok önemli bir buluşmayı birilerine yardım ederek erteleyemezdim. Ben gözlerine sessizce bakarken o, bana yaklaşmayı ertelememişti. Derince bir nefes alarak artık istediğini yapmasına izin vermeye karar vermiştim. Nefesi nefesime karışıyordu, şu saniyelerde. Bense bu durumdan sıkılmadan bekliyordum bir hareket daha yapmasını. Onu kendi evine götürmek yerine, kendi evime götürürdüm, bu gece ancak. Çünkü onunda gözleri böyle söylüyordu. Ha, daha demin takındığı masum ifadeden ise nedense şimdi eser yoktu. Yavru kedi gitmiş yerine kaplan gibi bir şey gelmişti. Şu anda Aphrodite bir yerlerden çıkagelse bu halime kesin gülerdi. Heyecanlı ve oldukça hırçın görünüyordum, emindim. Kendimi dizginlemeye çalışan içimdeki ruh halim dışıma da yansımıştı. Beni böyle görmeye alışık olduğunu sanmıyordum. Bir kaç zamandır görmediğim pek değerli arkadaşımı, sevdiğimi beklerken, böyle bir hale girmemin gerçekten hiç bir luzmu yoktu. Ama şikayette edemiyordum, çünkü benimle olan kadın, şikayet edilemeyecek cinstendi, o kadar güzel ve tecrubeli duruyordu. " Bu kadar isteklisin demek. " derken dudaklarım dudaklarına değmişti bile. Artık bir oyun oynanıyorsa da çoktan gerçeğe dönüşmüştü. Aphrodite, böyle şeyler yapardı çünkü. Gizli bir tanıdık olma ihtimali vardı yani karşımdakinin. Yavaşça sağ kolumu beline dolayıp onu iyice kendime çektiğimde nefes nefeseydi. Bunu beklemediği her halinden belliydi. Dudaklarımı dudaklarından ayırıp muzip bir ifadeyle gülümsedim. Şu yardıma muhtaç insanların ufak çocukları gibiydim.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Poseidon
Denizler Tanrısı | Admin
Denizler Tanrısı | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 47
Kayıt tarihi : 28/06/10
Nerden : Nereye.

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Salı Haz. 29, 2010 11:15 pm

RPG OUT: Ben yazıyorum. Kimse yazmasın!

Ben asla içki içmem. Şuanda sadece Jack Daniels içiyorum buda içki sayılmaz tamam mı? Sadece Jack Daniels. Adı içki değil. Değil mi? Neden mi saçmalıyorum? Çünkü fecii şekilde sarhoş'um. Neyse ki bir tanrıyım, yoksa halimi düşünmek bile istemiyorum. Sanırım bu 5. Kadehim. Her kadehte Aphrodite'yi düşünüyorum. Beni seviyor mu? Yoksa benimlede diğerleri gibi dalga mı geçiyor? Kararsızlık. En çok sevdiğim şeydir. Ya evet ne demezsiniz. Onu seviyorum, sadece bunu biliyorum. Diğer bildiğim herşeyi unutmak istiyorum. Evrende sadece o ve ben varız. Sadece ikimiz. Bundan sonra sürekli Jack içicem. Çok çabuk uçuruyor. Zeus'un çağrılarını duyuyordum. Tam bir yudum alıcakken yeni gelen kadehimden o lanet olası baş tanrının sesi ile irkilmiştim. Kadehi yere çarptım ve sarhoşluğumu tek bir düşüncemde sildim. Artık kendimdeydim. Zeus'un yanına geldiğimde o lanet görüşlerini göstermişti bana. Zeus'un görüşleri, lanet Zeus. Benim acı çekmemi görmek için herdefasında bunu yapıyorsun. Herdefasında bunu bana gösteriyorsun. Sevgilim başkasının kollarında onlarla öpüşüyor. Sürtük mü? Hayır. O sadece benim olmalı. Bütün erkekleri öldürmeliyim. Sadece ben kalmalıyım. Bencil miyim? Evet kesinlikle. Kar yağışının artması ile saçlarımın beyazlaması artmıştı. Üzüntüden yaşlanıyordum. Tanrılar asla üzülmemeli. Dalgaları kendime çağırdım, beni çevreledi ve okyanusa sürükledi. Yuva'm, evi'm. Herşeyim. Dalgalara beni hızlandırmaları için emir vermişti, yetişmeliydim. Karışmalıydım, engellemeliydim. Belki de Ares'i öldürmeliydim. Durmuştum. N'yapıyordum? Aniden çıkıp onu gebertmeliydim. Elime savaş mızrağımı aldım ve yere vurdum. Artık New York'daydım. Mezarlık kalıntılarında.. Dalgaların Ares'i çevrelerine izin verdim. Savaş mızrağımı fırlattım boğazına girmişti. Merak etmeyin ölmeyecek, ölümsüz o. Yanına gittim ve mızrağımı çektim. Zar zor nefes alıyordu. Sevgilime döndüm ve 'Aphrodite, neden bunu her seferinde yapıyorsun? Neden başka bir kılığa bürünüp onları baştan çıkartıyorsun? Zevk mi alıyorsun? Artemis nerede? Hey Artemis dışarıya çıkta oynayalım!' Ağaçların arasından bir çift göz görmüştüm. Artemis! Av Tanrıçası. Onu sevsemde bazen beni çileden çıkartıyordu. Tekrar Ares'e döndüm ve acımasız bir bakış attım. PİSLİK! Ona doğru haraket ettim ve ayağımı üzerine koydum. 'Sen! Önüne gelen her kıza sarkar mısın? Hepsini yatağa atmakla mı uğraşırsın? Kahramanların tanrısı? Sen kahramanların tanrısı olmayı hak etmiyorsun. Sen sadece acizlerin tanrısı olabilirsin, Ares!' Kükremiştim sanki.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemis
Av Tanrıçası | Admin
Av Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 145
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Salı Haz. 29, 2010 11:47 pm

Aphrodite iyi gidiyordu. Ancak, her şey... Fazla hızlıydı. Planımıza göre tam öpmek üzereyken dil çıkaracaktı ve biz gülecektik. Şu anda ise planımızın son kısmını çoktan geçmiş durumdalardı. Bir şeyler ters gitmişti. Ares'in bu kadar hızlı davranacağını benim gibi Aphrodite de anlayamamıştı anlaşılan. Ares elini, Aphrodite'in beline dolayınca olayın karıştığını daha iyi kavradım. Ne yapmalıydım peki? Ağaçların arasında çıkıp planı mı açıklamalıydım? Yoksa bekleyip Aphrodite'in durumu toparlamasını mı izlemeliyedim? Ne yapacağım konusunda en ufak bir fikrim bile yoktu. Tek bildiğim şey, bunun artık bir oyundan oldukça uzaklaştığıydı. Çok yanlış bir yere gidiyordu ama ne yapacağım konusunda en ufak bir fikrim yoktu. Ah en başında önsezilerimi dinlemeliydim diye düşündüm. Onlar bir tersliğin olacağını bana haber vermişti. Ama nerden bilebilirdim ki? Basit bir insan hakkında uyarı da olabilirdi, yeni bir savaş hakkında da. Ben ne yapacağımı kestirmeye çalışırken en kötüsü oldu. Kötünün de kötüsü. Poseidon çıkıp geldi! Nasıl haberi olmuştu. Etrafa öfke saçıyordu. Ares'i yaralamıştı. Aphrodite'e bağırıp çağırıyordu. 'Aphrodite, neden bunu her seferinde yapıyorsun? Neden başka bir kılığa bürünüp onları baştan çıkartıyorsun? Zevk mi alıyorsun? Artemis nerede? Hey Artemis dışarıya çıkta oynayalım!'" Kendi adımı duyunca birden irkildim. Gözleri beni aramaya başlamıştı ve bulması çok zaman almamıştı. Ah olamaz! Poseidon, Ares'e doğru öfkesini kusarken tek yapabildiğim adımlarımı neredeyse duyulmayacak kadar sessiz bir şekilde atmak ve Aphrodite'in yanına gitmek oldu. Ona destek olmaya çalışıyordum. Böyle bitmemeliydi diye düşündüm. Bu sadece basit bir şakaydı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aphrodite
Aşk Tanrıçası | Admin
Aşk Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 411
Kayıt tarihi : 27/06/10
Yaş : 24
Nerden : Selene'in yıldızlı göklerinden.

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 12:04 am

Ne? Ne-Tanrı aşkına ne oluyordu? Birden herşey karışmış, Ares karşısındakinin Aphrodite olduğunu anlamışçasına hareket etmeye başlamıştı. " Bu kadar isteklisin demek. " Ares ellerini beline dolayıp kendine çekerken Aphrodite öyle bir bocalamıştı ki, Ares'in dudakları kendisininkine vahşice kapanmadan önce ağzından çıkan tek sözcük ''Ne olu-'' Sözleri yarıda kesilmiş ve dudakları Ares'in dudaklarını bulmuştu. Hey, hey, hey, heey. Orda dur bakalım. Aphrodite Poseidon'a aitti. Bir anda planları baştan aşağı batmış, kendini kendi oyununun içinde kapana kısılmış halde bulmuştu. Kendini insan üstü bir kuvvetle itti, bir Tanrıça olmasaydı gücü buna asla yetemezdi, asla. Gerçekten afallamıştı, o; aşk tanrıçası Aphrodite, neredeyse bir ölümlü gibi afallamış ve şaşkınlıktan ayakta duramaz bir hale gelmişti. Ve duydu. Suyun sesini duydu, onun geldiğini anladığında içini bir huzur kapladı, bir de panik. Bir saniye tereddüt etmeden Ares'e saldırmıştı ve bağırarak konuşuyordu. 'Aphrodite, neden bunu her seferinde yapıyorsun? Neden başka bir kılığa bürünüp onları baştan çıkartıyorsun? Zevk mi alıyorsun? Artemis nerede? Hey Artemis dışarıya çıkta oynayalım!' Ah, demek Artemis'i de biliyordu. Aphrodite onun bunu nerden öğrendiğini bulacak ve sonra onları - Artemis donmuş halde Aphrodite'in yanına geldi. Şimdi birlikteyken, en yakın arkadaşından güç aldığını hissedebiliyordu. Poseidon'la Ares'in arasına atıldı. Biri hayatından çok sevdiği Tanrı, diğeri de en sevdiği arkadaşı. Birbirlerine zarar vermelerini izleyecek değildi. '' Kes şunu Poseidon. Kes dedim. '' Poseidon'da afallamıştı, ama Aphrodite'i yıkan gözlerindeki acı oldu. Onun üzülmesine asla izin veremezdi. Evet, belki bu sinirle onu öldürürdü ama onu sevdiğini bilmesi gerekiyordu. Tereddüt etmedi, Poseidon'a yaklaşırken. '' Sen. Anladın mı yanlızca sen. Sen benim tek aşkımsın. '' İç çekti. Az kalsın gözlerinden yaş gelecekti, kendini hemen tuttu. Tanrılar ağlamaz. '' Bütün bunlar yanlızca bir oyundan ibaretti anladın mı? Sonra biz..biz hepbirlikte gülücektik.''

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemis
Av Tanrıçası | Admin
Av Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 145
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 12:18 am

Aphrodite birden Ares'le Poseidon arasına atıldı ve ikisini ayırdı. Daha sonra Poseidon'u sakinleştirmeye çalıştı. Yerdeki Ares'e baktım. Oldukça sarsılmış görünüyordu. Bir tanrıya göre oldukça perişan görünüyordu. Poseidon'un sakinleşmeye başladığını görünce hemen Ares'in yanına gidip Poseidon'un mızrağını zar zor çıkardım ve Ares'i yerden kaldırdım. Normalde olsa böyle bir durumdan kolayca sıyrılabilirdi ancak hazırlıksız yakalanmıştı. Bu her halinden belli oluyordu. Onu, az önce saklandığım çalılıklara götürüp Poseidon'dan uzaklaştırmak istedim ancak bunun için fazla ağırdı. Onu bırakmak zorunda kaldım. Biraz daha sürükleyerek götürdüysem de görünür bir yerdeydi. Yine de burası, az önce durduğu yerden daha güvenliydi. Eğer Poseidon saldırmaya kalkarsa, onu bir yere kadar koruyabilirdim. Ares'in kendini toparlamasını izlerken ona doğru fısıldadım. "Özür dilerim, bu bir oyun olarak başlamıştı ve tek dileğimiz biraz eğlenmekti." Kafamı kaldırıp Poseidon'a baktım. Umarım Aphrodite onu sakinleştirmeyi başarırdı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ares
Savaş Tanrısı
Savaş Tanrısı
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Kayıt tarihi : 29/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 12:23 am

RP out: Ben yazıyorum, bekleyin.

Ne olduğunu anlayamadan, boğazımda bir acı hissetmiştim. Beni öldürecek cinsten olmasa da nefes almamı güçleştirmiş ve beni yere devirmişti. Hırıltılar çıkararak zorlukla nefes alıyordum. Birden bire başımızda biten Poseidon'a nefret dolu gözlerle bakıyordum. Boğazımdaki mızrağı çıkarırken Aphrodite'e bağırmaya başlamıştı. Ona , hiç üzülmemiştim, demogoji yapıyordu. Kanayan yaranın iyileşmesiyle, acının geçmeyeceğini, yara kapanırken canımın daha çok yanacağını biliyordum. Yara kapanıyor ve canım yanıyordu. Canım yanarken, Artemis'i görüyordum. Aphrodite, bana oyun oynamıştı, bunu ise beni iterken anlamıştım. Artemis'te eğlenecekti güya beni izlerken. Ha-ha hiç komik değildi. Bu sırada, Poseidon'a saçma sapan bir yakınlıkta bulunan Aphrodite'e daha önce bakmadığım kadar nefret dolu bakışlar atıyordum. Poseidon, o pislik ayağını üzerime koymuş, saçma sapan bir konu yüzünden bana bağırırken sinirlerim iyice taşıyordu. 'Sen! Önüne gelen her kıza sarkar mısın? Hepsini yatağa atmakla mı uğraşırsın? Kahramanların tanrısı? Sen kahramanların tanrısı olmayı hak etmiyorsun. Sen sadece acizlerin tanrısı olabilirsin, Ares!' Ayağına dirseğimle hızla vurdum ve hızlıca ayağa kalktım. Boğazımın acısını bir kenara atmış Poseidon'a doğru bir hamle yapmıştım. Fakat aramıza birden bire Aphrodite girmişti. Şu anda içimdeki nefretle ona da saldırabilirdim aslında. Ama Aphrodite, bir tanrıça olduğu için kendimi dizginlemek zorunda kalmıştım. Artemis'te birden yanıbaşımda bitivermişti. Daha önce hiç konuşmaya fırsatım olmayan bu tanrıça bana "Özür dilerim, bu bir oyun olarak başlamıştı ve tek dileğimiz biraz eğlenmekti." demişti. Bu bir özür olarak kabul edilemezdi. Benimle, savaş ve kahramanların tanrısı ile eğlenilemezdi ! Buna kim olursa olsun cürret edemezdi. Aphrodite'e göz yumuyor olmam, Artemis'i de kabul edeceğim anlamına gelmezdi. Kaldı ki, iş buralara kadar gelmişken ve ben bir şekilde zarar görmüşken asla ve de asla konu kapanamazdı. " Sorun değil demeyeceğimi biliyorsun. Kes sesini Artemis. " dedim Artemis'e sert bir şekilde. Tüm suçu Aphrodite'e bırakacaktım. Beni, bu konuma düşüremezdi. Buna kimsenin cesareti olamazken o nasıl oluyordu da beni böyle yakın tanırken korkusuzca bu işe girişiyordu. Sesime alaycı bir ton yerleştirdim, konuşmakta biraz zorlansam da söyleyeceklerimi asla içimde tutmayacaktım. " Sen, sular seller tanrısı olabilirsin ama bana nasıl davranacağımı söylemezsin! Kaldı ki ben karşımdakinin Aphrodite olduğunu bile bilmiyordum. Beni yargılamak senin haddine değil, akılsız. İstediğim kadınla olabilirim, anlıyorsun değil mi ? " Elim havaya kalkmıştı bile. Normalde çabuk sinirlenen biri olmamama rağmen beni köpürtmeyi başarabilmişlerdi. Bu sinirle bir dünya savaşını daha rahatça çıkarabilirdim.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Poseidon
Denizler Tanrısı | Admin
Denizler Tanrısı | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 47
Kayıt tarihi : 28/06/10
Nerden : Nereye.

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 1:21 am

Aptal, gerizekalı. Aphodite beni sakinleştirmeye çalışsada başarısız oluyordu. Bana mı hakaret ediyordu o gerizekalı Ares? 'Sen, sular seller tanrısı olabilirsin ama bana nasıl davranacağımı söylemezsin! Kaldı ki ben karşımdakinin Aphrodite olduğunu bile bilmiyordum. Beni yargılamak senin haddine değil, akılsız. İstediğim kadınla olabilirim, anlıyorsun değil mi ?' Aptal! Kendisini ne zannediyordu?! 'Ben sizin şu üç büyük tanrının 2.siyim gerizekalı! Gücü'mden şüphen mi var? Biraz önce poponun üzerine düştüğünde yaptığım şey sadece ısınma turlarıydı. İstersen tekrar deneyelim!' Biranda gerçek boyutuma ulaşmıştım, tanrı boyutuma. Mızrağımı elime çağırdım ve kükreyerek ona doğru atıldım. Kesinlikle artık onu gebertecektim. Artık tamamen gençtim. Savaşda iken sürekli bu oluyordu. En genç halimi alıyordum. Okyanusları kendime çağırmıştım mızrağımı sarmalayıp daha güçlü yapabilmesi için. Ona artık tamamen eğilerek bakıyordum, o kadar ufacık kalmıştı ki benim tanrı boyutumda. 'Saygı mı istiyorsun. İstediğin gibi olsun.' Zeus'a mı muhtacım? Hayır, asla. 'Ben tanrılar tanrısı Zeus'un 1. Kardeşiyim ve Titan olan Kronos'un 2. Oğluyum! Seni sonsuza dek lanetliyorum Savaş tanrısı Ares! Hiçbir kız, kadın senin yüzüne bile bakmak istemeyecek, sana sürekli nefret besleyecekler! Kimseyle birlikte olamayacaksın! Ve gözün Nyks'den başka hiç kimseyi görmeyecek!' Bunu gerçekten yapmıştım. Savaş ve Kahramanlar tanrısı Ares'i sonsuza kadar lanetlemiştim. Gitme zamanım gelmiş miydi? Hayır, ben bir korkak değilim.


En son Poseidon tarafından Çarş. Haz. 30, 2010 5:25 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ares
Savaş Tanrısı
Savaş Tanrısı
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Kayıt tarihi : 29/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 2:26 am

Ne yapıyordu bu akılsız böyle ? Zeus böyle bir kardeşi olduğu için oturup ağlamalıydı. Kendisine, sinirine hakim olamayan bir ezikten başka bir şey değildi bence. Tanrılaşıp büyürken hala basbas bağırıyordu. Aphrodite yüzünden erkekliğimi kaybetmeye göz yummayacaktım tabii ki de. Belki bu gün lanetliyordu beni fakat, bunu yarın, öbür gün geri çekmek zorunda kalacaktı. Her şeye karışırdı belki ama, asla ve de asla benim kadınlarla olan ilişkime karışamazdı. Karşımdakinin Aphrodite olduğunun bile bilincinde değildim ben yaparken. Hem zaten olsam bile suç benim değil, Aphrodite'indi gerçekten de. Çünkü o, bana kendi çapında bir şaka hazırlıyordu. Ben karşımdakinin sadece gizli bir tanıdık olduğunu tahmin etmiştim. Nereden gelecekti aklıma öpüştüğüm güzelin Aphrodite olduğu. Korkmadığımı görmesi gerekiyordu. Benim için önemli olan mertebesi, rütbesi büyüklüğü değildi. Benimde elbette onu alt edebilecek güçlerim vardı. Bunu o da biliyordu. Fakat bir kadın için bunu devreye sokacak değildim. Sakinliğimi elden düşürmemeye çalışarak söylediklerine cevap verdim. " Bunu yaptığına pişman olacaksın. Aphrodite'e hakim olamayıp bana saldırıyorsun. Zeus, buna izin vermeyecek. Sen bir zavallısın. " Ben de mi tanrılaşıyordum yoksa, bana konuştuklarım yüzünden mi böye geliyordu, anlam verememiştim.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemis
Av Tanrıçası | Admin
Av Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 145
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 3:30 pm

Artık olay haddinden fazla büyümüştü. Çoktan amacından sapmış ve basit bir yanlış anlaşılmadan büyük bir kavga doğmuştu. Şu ana kadar kavgadan nasibini alan oldukça fazla kişi olmuştu ve bu bile düşünmeden yapılan eylemlerin amacına ulaşamayacağının bir kanıtıydı. Henüz ben ve Aphrodite zarar görmemiş olsak da yakında bizim de burada yaralanmamız an meselesiydi. Bu olay oldukça büyümüştü. Poseidon ve Ares artık tanrısal güçlerini devreye sokmaya başlamışlardı. Bunun kesinlikle durması lazımdı. Aphrodite'i artık dinleyeceklerini düşünmüyordum. Her ikisi de Aphrodite'i çok sevse bile bu durumda onu dinlemezlerdi. Çünkü şu an oklar onu gösteriyordu ve onun sözleri belki de kavgayı daha da büyütebilirdi. Benim için endişeleniyor, hayır benim için daha fazla derken kavgayı oldukça büyütürlerdi. Ama duruma ya ben el atarsam? İşte o zaman kavganın biraz sakinleşme ihtimali vardı ve eğer şanslıysam -ki pek bu ihtimâl olası değil- bu kavgayı kimse daha fazla zarar görmeden sözlü düelloya çevirebilirdim. Ancak ihtimâller az olsa da denemeliydim. Sonuçta her şey olabilirdi. Basit bir şakadan böylesine bir kavganın doğması gibi. Sesime sert bir tını kattım. Sözümü dinlemelerini istiyordum. Bir an önce bu olayın sonlanmasını istiyordum. Sesime daha tanrısal bir hava katarak konuştum. "Yeter artık, tamam mı? Herkes yeterince zarar gördü zaten. Poseidon, sen öfkenin esiri oldun. Ares, sen de yenilmeyi kabullenemedin. Hem ne için kavga ediyorsunuz, Aphrodite için mi? Onu ne kadar perişan ettiğinize bir baksanıza!" Evet, öfkeliydim ve sesim, kontrol altına alamadığım öfkemle adeta çınlayarak çıkmıştı. Cümlemin sonunda sakinleşmek için uğraştım. Poseidon gibi öfkemin esiri olmak istemiyordum. Aphrodite zaten yeterince üzülmüş durumdaydı. Ben de onu üzmemeliydim. Tek umudum ise sözlerimin kavgayı yatıştırmasıydı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aphrodite
Aşk Tanrıçası | Admin
Aşk Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 411
Kayıt tarihi : 27/06/10
Yaş : 24
Nerden : Selene'in yıldızlı göklerinden.

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 3:55 pm

Konu Ares'in kadınlara olan düşkünlüğüne geldiğinde, öfkesi sular seller gibi akardı. " Sen, sular seller tanrısı olabilirsin ama bana nasıl davranacağımı söylemezsin! Kaldı ki ben karşımdakinin Aphrodite olduğunu bile bilmiyordum. Beni yargılamak senin haddine değil, akılsız. İstediğim kadınla olabilirim, anlıyorsun değil mi ? " Poseidon ne yapıyordu? Kafamı toparlamalıyım. Poseidon'a inanamayan gözlerle baktım. Çok, çok ileri gidiyordu. 'Ben tanrılar tanrısı Zeus'un 1. Kardeşiyim ve Titan olan Kronos'un 2. Oğluyum! Seni sonsuza dek lanetliyorum Savaş tanrısı Ares! Hiçbir kız, kadın senin yüzüne bile bakmak istemeyecek, sana sürekli nefret besleyecekler! Kimseyle birlikte olamayacaksın! Ve gözün Nyks'den başka hiç kimseyi görmeyecek!' Yüce Zeus, biz ne yapmıştık? Poseidon'a baktım, zaten yanımda duruyordu. Gözlerim tam anlamıyla kamaşmıştı. Onu gördüm, yüce Zeus adına nasıl da parlıyordu. Sanki bir saniye aklımdan çıkarabiliyormuşum gibi onu, önümde öylece dikiliyordu. Onu seviyordum, hem de nasıl. Zekasını, esprili yanını, zaman zaman aşk dolu; sevgiyle bakan gözlerini ve bana karşı hep arzu dolu kusursuz bedenini seviyordum. Sahiplenmesini seviyordum, beni düzelten ve başka yerlerden uzak tutan, her şey bir yana beni ona bağlayan beni sahiplenmesiydi. Üzerimde sonradan fark ettiğim bir oyun oynamıştı. Ben de az değildim, hiçbir zaman az olduğumu iddia etmedim. Ama önce beni kendine bağımlı etti, sonra terk etti ve ben ona geri döndüm. Evet, belki sonradan fark etmiştim, beni elde ederken her hareketini planlayarak yapmıştı. Evet, sonradan fark etmiştim, beni kendine aşık etmişti. O zamandan beri yalnızca küçük zararsız oyunlar oynuyordum, Artemis ve ben eğlence için yaratıldıysak suçumuz nedir? Biliyor muydu bunu da bilmiyorum, onunla olduğumdan beri bedenime başka bir erkeğin elleri değmedi. Değemezdi de, dedim ya. Ben ona aittim. Ruhen, bedenen, akla gelebilecek her kelimeyi kullanırcasına. Akla gelebilecek her sözcük dudaklarımdan çıksın, yine akla gelebilecek her zerremle seviyordum. Ares'te dostumdu, ikisinden birinin zarar görmesine asla izin vermeyecek kadat çok sevmiştim onu. Aralarında kendim zarar görecek olsam bile, Artemis'e birşey olmasına izin vermeye de niyetim yoktu. Arkadaşım öfkesini kontrol altında tutmaya çalışırken konuştu. Ne kadar mantıklıydı, onun bu yönüne hep hayran kalmışımdır."Yeter artık, tamam mı? Herkes yeterince zarar gördü zaten. Poseidon, sen öfkenin esiri oldun. Ares, sen de yenilmeyi kabullenemedin. Hem ne için kavga ediyorsunuz, Aphrodite için mi? Onu ne kadar perişan ettiğinize bir baksanıza!" Haklıydı, perişan olmuştum. Onlar da beni bu halde hiç görmedikleri için şaşkın şaşkın oldukları yerde durmuşlardı. Poseidon'un önünde, Ares'le Artemis arkamda kalacak şekilde dikiliyor ve ağzımdan tek söz çıkaramadan, hayatımda ilk kez titriyordum. Beni titreten onlardan korkum değildi, onları kaybetme korkusuydu. Birinden birine birşey olsa, yaşayamazdım yaşayamaz. Ayakta durmak için yardım arar gibi Artemis'e bakındım. Erkekleri öfkeleri kör etmişti.

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ares
Savaş Tanrısı
Savaş Tanrısı
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Kayıt tarihi : 29/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 6:46 pm

"Yeter artık, tamam mı? Herkes yeterince zarar gördü zaten. Poseidon, sen öfkenin esiri oldun. Ares, sen de yenilmeyi kabullenemedin. Hem ne için kavga ediyorsunuz, Aphrodite için mi? Onu ne kadar perişan ettiğinize bir baksanıza!"

Şuan hayatımın lanetini alıyordum ve hala konuşuyordu şu yanımdaki kadın. Biri ona susmasını emretmeliydi, yoksa ben haddini bildirecektim. Ben bu lanetle yaşayacağıma ölmeyi yeğlerdim ve bunu da en iyi Aphrodite bilirdi. Kadınlara düşkün olduğum falan yoktu benim. Bana gelen güzel kadınları çevirmek gibi adetim değildi. Olan tek şey bu. Ama bu laneti ne yapıp edip geri çektirmesi gerekiyordu, Aphrodite'in. Gözlerim O'na kaymıştı. Titriyor gibiydi. Şimdi de pek sevgili eşi ona destek olmak için yanına gitmeliydi, sebepsiz bir öfkeden delireceğine. Aphrodite'in gözlerine bakarak Poseidon'un laneti geri almasını sağlamasını anlatmaya çalışıyordum. Büyük ihtimal beni kelimesi kelimesine anlamıştı. Bu arada Artemis, yenilmek mi demişti. Ortada yenildiğim falan yoktu. Yaptıkları gerizekalıca şakanın sadece bana kesilen bir faturası vardı önümde ve ben bu faturayı ödemeye hiçte niyetli değildim. Sessizce Artemis'e döndüm. Derin derin nefesler alıyordum. Yenilmek, ha ? Yenilmek. " Sen ne dediğinin farkında mısın Artemis ? Sizin çocukça oyunlarınız yüzünden şuan bu haldeyim. Bir de karşıma geçmiş küstahça bana yenildin mi diyorsun ? " Tüm gücümle bağırmıştım ona. Her ne kadar diğer söylediklerinde haklı olsa da bu sinirlenmeme oldukça yetmişti. Yenilsem de bunu kolayca kabullenen biri değildim fakat, şuan ortada bir savaş yoktu ki yenilgi olsun. Ama şu an bu kızgınlıkla Artemis'e sığınan tüm insanları barbar Trakyalılar'a katlettirebilirdim.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemis
Av Tanrıçası | Admin
Av Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 145
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 7:06 pm

"Sen ne dediğinin farkında mısın Artemis ? Sizin çocukça oyunlarınız yüzünden şuan bu haldeyim. Bir de karşıma geçmiş küstahça bana yenildin mi diyorsun ? " Bas bas bağırıyordu. Ah, Ares kesinlikle kavgacı biri olarak doğmuştu. Ben onun iyiliği için uğraşıken sarf ettiği sözlere bakın! Eğer biraz daha Poseidon'a dalaşırsa onu değil ben, Aphrodite bile önüne atılıp kurtaramayacaktı. Bu sözleri beni sinirlendirmişti. Belki de Aphrodite'i Poseidon'un yanından çekip Poseidon'un Ares'i iyice hırpalamasını izlemeliydim. Şu durumda bundan oldukça zevk alırdım ancak Aphrodite bunu istemezdi. En yakın arkadaşımı bu denli üzemezdim. Bu yüzden Poseidon'un onu hırpalamasına izin vermeyecektim. Ancak belki başka bir gün onu hazırlıksız yakalayıp intikam alırdım. Bu kulağa oldukça hoş geliyordu. Öfkemi içime atmaya çalıştım. Ancak pek işe yaramamıştı. Ares'e doğru bağırarak konuştum. "Sen ne dediğini farkında mısın? Aptal olma Ares. Sana söylenenleri sindirebilseydin veya daha hafif bir şeyler söyleseydin lanet yemiş olmayacaktın. Eğer halâ kavgaya devam etmek istiyorsan, git ve saldır ona. Ama bir daha bunu yaparsan tamamen yenilmiş olacaksın ve bu gidişle Poseidon lanetini çekmeyecek. Ömür boyu asla istemeyeceğin bir lanetle kalırsın. Bunun eksikliğini hissedeceğine eminim Ares. Oyunumuza laf etmene rağmen bunun hoşuna gitmediğini söyleyemezsin!" Öfkemi kontrol edemiyordum. Ancak bir şeyler kırıp dökerek sinirim yatışırdı. Kırıp dökecek bir şeyler bulamayacağıma göre sakinleşme işini kendi kendime yapmalıydım. Çünkü Aphrodite'e destek olmalıydım. Ah! Kim bilir Aphrodite'i ne kadar üzmüştüm. Ancak öfkemin nedenini anlayacağına emindim. Hiç değilse Poseidon gibi ona saldırmayacağımı biliyordu. Biz tanrıçalar asla bir lafın altında kalmazdık, özellikle de ben.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ares
Savaş Tanrısı
Savaş Tanrısı
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Kayıt tarihi : 29/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 9:05 pm

"Sen ne dediğini farkında mısın? Aptal olma Ares. Sana söylenenleri sindirebilseydin veya daha hafif bir şeyler söyleseydin lanet yemiş olmayacaktın. Eğer halâ kavgaya devam etmek istiyorsan, git ve saldır ona. Ama bir daha bunu yaparsan tamamen yenilmiş olacaksın ve bu gidişle Poseidon lanetini çekmeyecek. Ömür boyu asla istemeyeceğin bir lanetle kalırsın. Bunun eksikliğini hissedeceğine eminim Ares. Oyunumuza laf etmene rağmen bunun hoşuna gitmediğini söyleyemezsin!"

Bravo Artemis ! diyerek onu alkışlamak istiyordum aslında tam bu sözlerinden sonra. Poseidon'u daha çok kızdırmaktan başka bir işe yaramıyordu bu kendini bilmez kadının söyledikleri. Derin nefesler almaya devam ederken sinirden vücudumun titrediğini hissediyordum. Nasıl bir mantıktı ki tüm tanrılar Ares'in üstüne geliyordu. Zeus ile konuşarak bir şeylerin yola sokulması gerekiyordu. Ah tabii burada yaşananları Zeus Poseidon'a söylememişse. O kadar saçma bir şeydi ki. Bir savaş tanrısı olsalar olayları her türlü düşünebilirlerdi belki. Ama bu hiç bir zaman yaptıkları bir şey değildi.Poseidon'un söyledikleri benimkilerin yanında devlerden bile daha dev kalıyordu. Ben, konuşrken sözlerine dikkat etmesini bilirdim. Zaten ediyordum da. Evet, kavgacıydım. Hem de hiç bir tanrının olmadığı kadar. Fakat, kontrol etmesini de iyi bilirdim. Artemis'in gözlerinin içine bakarak ona doğru yürüdüm. Hayır, yanlış anlaşılmasın kaba kuvvet uygulamak için değil sadece beni anlamadığını düşündüğüm içindi. Belki duymuyordu, ha ? Çünkü sözleri sadece iki tanrıyı da kışkırtmak için söylenen sözlerdi. Farkına varması gerekiyor ve bunu bir şekilde düzeltmesi gerekiyordu. " Ah, Artemis ! Başka bir kadının kılığına girmişti. Aphrodite'i öptüğümü biliyor muydum ?! Nasıl oluyorda bu kadar basit düşünüyorsun ? " Sesimi kontrol etmiştim. Ne fazla yüksek ne de fazla alçak çıkmıştı. Olması gerektiği gibi, belki biraz tehditkar, belki biraz kırgın ya da masum ? Masum olma imkanım yoktu tabii ama benim kadar düzenbaz bir tanrı daha olmadığı kesindi. Bana inanacaklardı. Eninde sonunda kanacaklardı. Çünkü oyunu başlatan ben değil Aphrodite idi. Başka bir kadın kılığında dibime girende o idi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Poseidon
Denizler Tanrısı | Admin
Denizler Tanrısı | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 47
Kayıt tarihi : 28/06/10
Nerden : Nereye.

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Çarş. Haz. 30, 2010 10:08 pm

Ben yazıyorum, yazana öhöm.

Edit: Yazsan diyorum artık Ozan.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aphrodite
Aşk Tanrıçası | Admin
Aşk Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 411
Kayıt tarihi : 27/06/10
Yaş : 24
Nerden : Selene'in yıldızlı göklerinden.

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Cuma Tem. 02, 2010 4:03 pm

Aphrodite olanları bir pencereden izler gibiydi, artık herşeyin bu kadar büyüdüğüne inanamıyor; bitmiş, yorgunluktan bitap düşmüş ve üzüntüden perişan olmuştu. Kimse onun bu haline inanamıyordu belki, ama madem onun için kavga ediyorlardı, ona ne yaptıklarını görmüyorlardı. Kalbi öyle büyük bir acıyla dolmuştu ki, yapacak başka şey kalmadan o da onları en çok üzeceğini bildiği şeyi yaptı, kendini lanetledi. Ama çok, çok korkmuştu. Bu yüzden gidip Artemis'in elini tuttu, ardından yüzünü önce Ares'e, sonra da Poseidon'a dönüp gözlerini sevgilisinin gözlerine kenetledi. '' Ben, Zeus kızı Aphrodite. Kendimi lanetliyorum, lanetliyorum ki ikiniz de en çok sevdiğinizi kaybedin. Karanlıklar alsın beni, kötüler kötüsü Hades beni elinizden alsın ki, bir daha asla yüzümü göremeyin. ''

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Hades First
Yeraltı Tanrısı
Yeraltı Tanrısı
avatar

Mesaj Sayısı : 44
Kayıt tarihi : 29/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Cuma Tem. 02, 2010 4:15 pm

Ateşler içindeki hanedanlığında otururken kulaklarının çınladığını hissetti. Ama insanoğlundaki çınlamadan farklıydı Tanrıların işitmeleri. Kim söylediyse, nerede söyledilerse anında hissedebiliyorlardı bedenlerinde. Hades kimin söylediğini öğrenince elini çenesine koydu ve düşünür bir vaziyet aldıktan sonra;
"Güzeller güzeli Afrodit, neden kendini lanetlesin ki? Ama madem dileği bu, zevkle krallığıma getirebilirim onu."
dedi ve gözleri ışıldayarak, kavurucu bir alev topu içinde kayboldu.

Eski toprakların yaktığı, dağılmış olan bir şömine parçasında, dönüşümü ile belirmişti. Karşısında kardeşi Posedion, Savaş Tanrısı Ares, Avrıların Efendisi Artemis ve güzeller güzeli Afrodit duruyordu. Kendini lanetleyen kişiye alev dolu gözlerle baktı. -Çünkü devasa Tanrı şeklini almıştı- "Madem dileğin ve lanetin bu. Zevkle yaparım güzel tanrıçam." Hades Afrodite elini uzattığı an; Afrodit bir toz haline dönüştü ve ortadan kayboldu. İstediğini aldığı için Hadesin gitme vakti gelmişti artık. Eski şöminenin içinde, ilk olduğu gibi bir alev topu içinde kayboldu.

İkisi de krallığa gelmişti. Hades bilinçli bir şekilde tahtına otururken, şaşırmış bakışlar altındaki bedene, yani Afrodite şöyle bir baktı. "Söylesene, neden kendini lanetledin?" Sözümü söyledikten sonra bir toz içinde krallığıma biri daha teşvik etmişti. Avcıların efendisi; Artemis.

_________________
[list][/list:u]


En son Hades tarafından Cuma Tem. 02, 2010 4:24 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Artemis
Av Tanrıçası | Admin
Av Tanrıçası | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 145
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   Cuma Tem. 02, 2010 4:21 pm

Aphrodite benden destek almak istercesine elimi tutmuştu. Ona destek olmak için elini iyice sıktım. Ne olursa olsun, o istemedikçe bırakmayacaktım. Kendi kendime ant içtim. Ona destek olacak ve yanından ayrılmayacaktım. Diyeceklerini merak ediyordum aslında. Çünkü Aphrodite genellikle konuşmak için destek almaya ihtiyaç duymazdı ve dedikleriyle herkesi etkilerdi. Ancak bu sefer durum farklıydı. Sesinde, söyleyeceklerini sindirmeye çalıştığını gösteren bir tını vardı. ''Ben, Zeus kızı Aphrodite. Kendimi lanetliyorum, lanetliyorum ki ikiniz de en çok sevdiğinizi kaybedin. Karanlıklar alsın beni, kötüler kötüsü Hades beni elinizden alsın ki, bir daha asla yüzümü göremeyin." Aphrodite neler diyordu böyle! En ufak bir fikrim bile yoktu. Duyduklarımı sindirmeye çalışırken Hades geldi ve Aphrodite'i götürdü. Aphrodite, elimi sımsıkı tutuyordu ve bu, benim de onunla gitmeme sebep olmuştu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Poseidon
Denizler Tanrısı | Admin
Denizler Tanrısı | Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 47
Kayıt tarihi : 28/06/10
Nerden : Nereye.

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   C.tesi Tem. 03, 2010 11:23 pm

Neler oluyordu? Biliyorum hiçbirisine kulak asmadım. ''Ben, Zeus kızı Aphrodite. Kendimi lanetliyorum, lanetliyorum ki ikiniz de en çok sevdiğinizi kaybedin. Karanlıklar alsın beni, kötüler kötüsü Hades beni elinizden alsın ki, bir daha asla yüzümü göremeyin." Ah, kendini nasıl olurda lanetlersin Aphrodite! Hades gelip alıp gitmişti onu yer altı dünyasına. Ne yapmıştım ben? Hemen onu oradan çıkartmalıydım. Aptal! Aptal! Aptal! Köpürüyordum resmen. Mızrağımı yere vurdum. Deprem etkisi yaratmıştı. Kükrüyordum ''HADES!'' Aklıma gelebilicek tek şey savaştı artık. Ben, onu yok etmeliydim. Normal insan boyutuma dönüp Ares'e doğru ilerledim, sakindim. ''Lanetimi geri alabilirim, Ares. Ama kuralları sende çok iyi biliyorsun.'' Neden bilmiyorum ama bunu kulağına fısıldama gereği duymuştum. ''Sadakat Yemini.'' Tekrar sesim yükselmişti. Sesim karanlığı bir hançer gibi delip geçti. ''Söyle bana Ares. Benimle yer altı dünyasına Hades ile çarpışmaya, ölüme, gelir misin?'' Savaş tanrısı Ares. Sana gerçekten çok ihtiyacım olacak bu büyük savaşta.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ares
Savaş Tanrısı
Savaş Tanrısı
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Kayıt tarihi : 29/06/10

MesajKonu: Geri: Mezarlık Kalıntısı   C.tesi Tem. 03, 2010 11:34 pm

''Sadakat Yemini.''

Bu, benden istenilecek son şey olsa gerekti. Ben hayatım boyunca sadakat nedir, bilmeyen bir tanrıydım. Ama, söz konusu benim erkekliğim olunca. Evet, yapacaktım. Sadakat yeminini verecektim. Derince bir nefes alıp kulağımdan uzaklaşan Poseidon'a baktım. Onun yanında olmak ister miydim, her zaman ? Pekte emin değildim. Ona ne kadar dayanabilirdim, bana nasıl davranırdı bilemiyordum. Fakat, sanırım şu an da her şeyi yapabilirdim. Ben ona cevap vermeden o konuşmasını bir kaç cümleyle daha sürdürmüştü. Sesi yükselirken konuşuyordu. ''Söyle bana Ares. Benimle yer altı dünyasına Hades ile çarpışmaya, ölüme, gelir misin?'' Hades ile çarpışmak... Deli olmam gerekiyordu değil mi bunu yapmak için. Ben de deliydim zaten. Ben nedensiz yere savaş çıkaran yüce savaş Tanrısıydım. Ben Ares'tim. Kim olursa olsun bana savaş sunuluyorsa, savaşırdım. Savaşacaktım, ölümüne. Gözlerim parlamıştı çarpışma lafını duyunca. Gözlerimi açarak Poseidon'a baktım ve gülümsedim. Az önce kaybolan üçlüyü küçümsüyordum şimdi içimden. Onlara yazık olacaktı. Poseidon ve ben bir saniye içerisinde tüm dünyayı yıkabilirdik. Sırtımı iyice dikleştirip Poseidon'a baktım. " Sana sadakatta kusur göstermeyeceğim Poseidon. Ancak, buralardan ayırılıp gideceğim zaman bu yemini bozmanı isterim. Hades'e karşı son nefesime kadar savaşacağım. "

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Mezarlık Kalıntısı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Camp Half-Blood Rpg :: Kamp Dışı :: New York-
Buraya geçin: