Camp Half-Blood Rpg

Tanrılar ve onların çocuklarının macerasına siz de katılın!
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Galahad

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Galahad Innocent
Profesörler
Profesörler
avatar

Mesaj Sayısı : 46
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Galahad    C.tesi Tem. 03, 2010 3:47 pm


*Oğuz
*Galahad Innocent


Eylülünün dokuzuncu gecesi idi. Saat on ikiyi çoktan geçmişti. Floransa şehrinin varoşlarından gelen bir adam umumi hapishanenin yüksek duvarları karşısında durdu. Beyaza çalan mavi gözleri gecenin karanlığı arasında ürpertici bir şekilde parıldıyordu. Tam bedir halindeki ay, gökyüzünü kaplayan ve esen rüzgarla korkunç şekiller alıp akan siyah bulutların kah gizleniyor, kah meydana çıkıyordu.

Şehrin varoşlarından olan meçhul beden umumi hapishanenin arka cephesinde öylece duruyordu. Beyaza çalan mavi gözlerini hapishanenin üst kısmında hafif ışıkla aydınlanmış, bir sıra demir parmaklıklı pencereye dikmişti. Ay bulutların arasından kurtuldukça, zaman zaman duvarın dibinden geçen bir süngüyü ışıldatmakta ve bu suretle meçhul adam hapishanenin etrafını devreden nöbetçilerin mevkilerini bildirmekteydi. Meçhul adamın beyaza çalan ürpertici mavi gözleri bir anlığına nöbetçilere kilitlenmişti. Ayın cılız altında parıldayan sarı çapraz anahtarlar geceye kendilerin Papa’nın askerleri olduğunu kanıtlar gibiydi. Ellerinde tuttukları mızrak ve kalkanlarda da aynı sembol vardı. Ay cılız ışığı eşliğinde nöbetçilerin tüm özelliklerini geceye gösteriyordu. Meçhul adam onlara bakarak ufak bir tebessüm etti. Yanda duran ellerini yumruk biçimine getirdi. Yavaş adımlarla yürümeye başladığında üstündeki gri pelerin esen rüzgarın eşliğinde hışırdayarak havalandı. Karanlığın arasından geçerken ay tüm ışığını bu meçhul bedene yönlendirmiş gibiydi. Umumi hapishanenin arka cephesindeki Papa’nın nöbetçileri yaklaşan bedeni görmüşlerdi. Tehditkar bir pozisyon alarak gözlerini kısmışlardı. Gür ve tehditkar sesleri etraftaki sessizliği bir hançer gibi yarmıştı.
“Kim var orada!?”
Meçhul beden yüzündeki ufak tebessümle beraber ilerlemeye devam etti. Gözlerindeki ürpertici hava esen rüzgara katılırcasına etrafa hakim olmaya başladı. Nöbetçilerin tehditkar duruşları yerini tedirginliğe ve korkuya bırakmış gibiydi. Meçhul bedenin kulak hizasında kesilmiş sarı saçları ayın merhametli ışığı eşliğinde dalgalanıyordu. Yüzündeki tebessüm haince bir hal almaya başlamıştı. Nöbetçiler bir kez daha tehditkar bir şekilde konuşmayı denedi. İlki kadar başarılı olmamıştı.
“Kimsin? Neden buradasın gecenin bu saatinde!?”
“Birazdan anlarsınız.”
Meçhul bedenden çıkan buz gibi bir ses ortamdaki ürpertici havaya daha fazla ürperti katmıştı. Gökyüzünü kaplayan ve ilkine göre daha sert esen rüzgarla korkunç şekiller alan bulutlardan gelen bir gürültü gecenin karanlığında yayıldı. Meçhul beden çapraz anahtar sembollü kalkan ve mızrakların biraz yakında durdu. Kafasını yavaşça sol tarafa doğru yatırdı. Gözlerindeki gözbebekleri toplu iğnenin başı kadar küçülmüştü. Gülümsemesi yüzüne tamamen yayıldığında beyaz dişleri parıldamaya başladı. Ardından yan tarafta duran yumruk yapmış olduğu elini açarak onlara doğrultu. Buz gibi soğuk sesi bir kez daha duyulduğunda nöbetçilerin ensesinden soğuk bir ürperme geçti.
“Haksızlık edenlerin cezası ölümdür. Ve sizde bunu tadacaksınız!”
Onlara doğru uzattığı elinden çıkan mavi ve beyaz ışıklar bir anda karşısındaki iki nöbetçiye isabet etmişti. Kudretli ilahi ışık bedenlerindeki tüm zırhı eritmeye başladı. Gecenin arasına karışan çığlıklar umumi hapishanenin etrafında duyuldu. Siyah bulutlar sanki o sesi desteklercesine büyük bir gürleme yaratıyorlardı. Meçhul beden ise karşısında küle dönen bedenlere gülümseyerek bakıyordu. Gözlerindeki haince parıldama karşıdaki turuncu ve kırmızı alevleri takip ediyordu. Meçhul bedenin soğuk sesi bir kez daha duyulduğunda sol eli göğe kaldırılmış bir şekildeydi.
“Benim adım Simmias. Haksızlık edilenlerin koruyucusu ve onların intikam melekleriyim. Bu gece de intikam saati! Tanrının kudretli gücünü tadın şeytanın müritleri!”
Birden siyah bulutların arasına göğe kaldırdığı elinden kocaman bir mavi ve beyaz ışık patlaması yayıldı. Gecenin karanlığı sanki yırtılırcasına kaybolmuştu. Simmias’ın gözlerindeki parıldama kendisini iyice belirtmeye başladığında umumi hapishanenin tüm sakinleri göğe yükselen kudretli ışığa bakıyordu. Birden ortadan kayboldu. Siyah bulutlar sanki hücuma kalkan askerler gibi avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. Etraftaki hakimiyetini geri almak isteyen karanlık birden tekrar yırtılırcasına kayboldu. Umumi hapishanenin her yerine şimşek düşmeye başladı. Etrafı saran patlama sesi ve çığlıklar arasında Simmias’ın kahkahası eşlik ediyordu. Kulak hizasında kesilmiş sarı saçları pürüzsüz alnında esen rüzgarın etkisiyle dalgalanıyordu. Bugün intikam günüydü. Bu gece haksızlık edilenlerin gecesiydi. Bu gece dünya’da başlayacak yeni bir çağın başladığını ilan eden geceydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Gabrielle Rewean
Zeus'un Çocuğu
Zeus'un Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 109
Kayıt tarihi : 28/06/10

MesajKonu: Geri: Galahad    C.tesi Tem. 03, 2010 5:08 pm

Güzel bir rp idi. Söylenecek pek bir şey bulamıyorum. Ancak tam mükemmel olmadığı görüşündeyim.
Puanınız 98, iyi rpler…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Galahad
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Camp Half-Blood Rpg :: Rp Out :: Rp Seviyeleri :: Seviye Belirleme-
Buraya geçin: