Camp Half-Blood Rpg

Tanrılar ve onların çocuklarının macerasına siz de katılın!
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 l o v e is a fool.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Celessé Delacroix d'Alcy
Poseidon'un Çocuğu
Poseidon'un Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: l o v e is a fool.   Cuma Tem. 02, 2010 6:26 am

Celessé Delacroix d'Alcy & Aris Damir Rudolphus

Sakin bir yaz akşamı, güneş batmak üzere.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Celessé Delacroix d'Alcy
Poseidon'un Çocuğu
Poseidon'un Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   Cuma Tem. 02, 2010 6:27 am

Mavi bikinimin üzerine giydiğim beyaz kısa salaş elbisem ve deri kahverengi sandaletlerimle sahilde oturmuş dalgaları ve batan güneşi izliyorum. Sakinleşmeye çalışıyorum ama bugünlerde fazlasıyla huzursuzum. Yediğim şeylerin tadını alamıyor, suya girdiğimde bile yeterince sakin olamıyorum. Geceleri iğrenç kabuslar görüyorum sürekli. O'nun yüzünden hep. Ruhsuz ve duygusuz biri olmama rağmen kalbim pek çok kez kırıldı. Hep birini sevdiğimde üzülüyorum. Sevgi bana göre değil bence. Ben dünyaya amaçlarımı yerine getirmek için gelmişim. Duygularım olmamalı benim, yoksa zafere asla ulaşamam. Ama oluyor işte. Birine öyle bağlanıyorsun ki sürekli onun yanında olmak istiyor, onsuz yaşayamayacak hale geliyorsun. Aphrodite'in kızları için bu kolay tabii. Sevdikleri her şeyi elde ediyorlar. Onlara gıpta ediyorum bazen, güzel olmadığımdan değil yoksa mükemmel bir bedene sahibim. Kumralla sarı arasında kararsız kalmış saçlarım, deniz mavisi gözlerim ve kırmızı dolgun dudaklarımla bir Tanrıça kadar güzelim.

Erkekler her zaman beni ister, ama bunu soğuk biri olduğum için belli etmezler. Çok az kişiye kapıldım bugüne kadar. Biri Luce'tu, cazibesine karşı koyamıyordum. Umursamazlık yönünden birbirimize benziyoruz zaten. Ayrılsak da hala iyi bir arkadaşız. Bir de O var tabii, Aris. Asıl sorun o zaten. Kırk yılda bir birini seviyorum, bu O olmak zorunda mı? Ne zaman içimdeki kalkanı kırıp kendimi O'na sunsam beni reddediyor. İçimden bir parça kopuyor o zaman, ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Evet, O'nu delicesine seviyorum. Biliyorum, aşk aptallıktır. Ve biliyorum, ben de bir aptalım.

Üstelik, beni sürekli reddetmesine rağmen beni bir gölge gibi izliyor. Ne yediğimi, kimlerle konuştuğumu bile biliyor sanırım. Beni aynı anda hem sinirlendiriyor, hem üzüyor, hem de kendisine gittikçe daha fazla bağlıyor. Başkasıyla olamayacağımı biliyor, ama kendisi istediği kişiyle beraber oluyor. Daha geçen gün Myrenela ileydi. Hatta o kadar talihsizim ki, tam onu öptüğü sırada oradan geçiyordum. Anlaşılan onları gördüğümü ve beni bir kez daha kırdığını bilmiyordu. Gerçi umrunda mıydı ki? Pek sanmıyorum. Eğer beni önemseseydi bugüne kadar yapacağını yapardı zaten.

Ben iyice pesimist bir ruh haline girip bunları düşünedurayım, birinin geldiğini görüyorum. Hatta kim? Aris. Telepati yeteneği falan mı var? Düşüncelerimi mi okuyabiliyor bu çocuk? Tam onu düşünürken burada belirlemesi tanrıların oyunu olmalı. Doğru, bizimle uğraşmayı çok severler onlar.

Aris beni görünce biraz şaşırıyor sanırım, ama bana doğru gelmeye devam ediyor ve yanıma oturuyor. Tenlerimiz birbirine değmiyor ama, değmemeli zaten. Ona ters bir bakış atıyor ve konuşuyorum: 'Neden buradasın Aris, bana acı çektirmek hoşuna mı gidiyor? Dahası, Myrenela'dan sıkıldın da bana mı geldin?' Ben bunları söyleyince bakışları donuklaşıyor ve yüzü hafifçe kasılıyor. İyi, acı çeken sadece ben olmamalıyım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aris Damir Rudolphus
Zeus'un Çocuğu
Zeus'un Çocuğu


Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   Cuma Tem. 02, 2010 10:13 am

Klübeden çıkışımın nedeni, aldığım haberdi. Onu uzun zamandır yakalamaya çalışsam da, hep zamanlamam yüzünden kaçırıyordum. Sabırsız ve hızlı adımlarla ona doğru yürüyorken bedenim, ruhum sanki koşuyordu. Üzerimde bir deniz şortu vardı sadece. Hatta denizden yeni çıkmış olduğum; kırmızı gözlerimden, ıslak saçlarımdan ve suyun damla damla üzerimde kaldığından belli oluyordur. Peşine taktığım adamların, bana sürekli yanlış haber getirdiğini düşünüyordum, Celessé'ye ulaşmak isteyip onu bulamadığım da. Fakat bugün, daha farklı olmuştu. Ayaklarım kumlara bata çıka yürüyorken onun sahilde denize doğru oturmuş, düşünüyor olduğunu gördüm. O beni farketmeden bir kaç dakika önce olduğum yerde kalmıştım. Onu görünce gözlerimin içerisiyle birlikte dudaklarımda da bir tebessüm oluşmuştu. Tanrım, nasıl oluyorda onu böyle sevebiliyordum. Benim için bir Zeus vardı bir de Celessé. Yutkunarak bir kaç adım daha attım ve sonra beni farketti. Fakat kıpırdamıyordu, yanına gidip oturmamı beklemişti. Yanına oturduğumda aramızda yine ve yine bir insanın daha oturacağı kadar yer vardı. Ne büyük bir acıydı ki, bunu istekle yapmıyordum. Herkese, her şeye karşı soğuk olabiliyordum. Kimseye acımıyor sadece dünyaya geliş amacım için yaşıyordum ben. Ama konu, konu Celessé olunca, işte o zaman iş değişiyordu. Acılarım büyüyor, beynimdeki tüm kara delikler olduğundan daha da çok açılıyordu. O, benim ilk sevdiğimdi. Böyle giderse, son da olacaktı. Ondan öncem yoktu, sonram olmasını istemiyordum. Aşk diye bir şey varsa eğer, ki ben buna inanmazdım, ben çoktan olmuştum. Bu yüzden yani inanmadığım için aşka, Aphrodite'e saygı bile duyamıyordum ya neyse. Ah, yüce Zeus, suçum neydi de beni bu zerafete hapsettin. Gözlerimi denizden alıp Celessé'ye çevirdiğimde bana kötü bakışlar attığını farkettim. Neler oluyordu, bana öncekisi gibi beni ne kadar sevdiğini, beni her şeyden çok istediğini söylemeyecek miydi ? Ağzını açtığında dökülen kelimeler beklediklerimin kenarından bile geçmiyordu. 'Neden buradasın Aris, bana acı çektirmek hoşuna mı gidiyor? Dahası, Myrenela'dan sıkıldın da bana mı geldin?' Hafif tebessüm olan yüzüm, sözleriyle tamamen donuklaşmış ve gerilmişti, acıdan. Beni Myrenala ile görmüş olamazdı. Onun canını bir defa daha bu kadar derinden yakmış olamazdım. Bu, beni en derinden acıtırdı. Seviyordum, çok seviyordum. Ama zararımda bir o kadar çoktu. Hem de yanında olamayıp bu kadar zarar vermek, beni de incitiyordu. Gururuma yediremiyordum. Fakat, bizim zamanımız yoktu. Ne aşka, ne de ağlamaya. O zaman ne diye kalbim sadece onun adıyla atıyordu. Aklıma gelmediği zamanlar ne rahat oluyordum. Ne diyeceğimi bilemez bir şekilde yutkundum. Kumun üzerinde Celessé'ye doğru dönerek " Ben, seni... Üzgünüm. Sadece seninle konuşmayı özledim. " dedim. Ellerimi açmış ona doğru uzatmıştım hafifçe. Yine yalan söylüyordum. Haydi Aris, söyle içindekileri. Sana deli gibi aşığım, seni çok özlüyorum, sadece senin olmak, sadece benim olmanı isiyorum, de haydi... Olmuyordu. Bir türlü çıkaramıyordum şu güzel, her şeyi çözebilecek sözleri ağzımdan. Bir tokadı hak etmiyor değildim ama Celessé beni, en az benim onu tanıdığım kadar tanır ve böyle bir şey yapmaması gerektiğini iyi bilirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Celessé Delacroix d'Alcy
Poseidon'un Çocuğu
Poseidon'un Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   C.tesi Tem. 03, 2010 11:57 pm

'Ben, seni...Üzgünüm. Sadece seninle konuşmayı özledim.' Gece mavisi oje sürülmüş tırnaklarıma bakarken aldığım cevap karşısında tepkisiz kalıyorum, ama aynı zamanda tokadı o güzel yüzüne yapıştırmak istiyorum. Kendimi tutmam zor oluyor. Beklemediğim bir şey değil yine yalan söylemesi. Aptalca kuruntularıma rağmen aslında onun da beni sevdiğini biliyorum, belki acı da çekiyor. Ama hayır, bunu kabul etmeyeceğim. O yalan söylediği sürece, o kendini bana açmadığı sürece bunu kabul etmeyeceğim.

Cevabım da düşüncelerime uygun olarak geliyor. 'Özlemek mi? Bir şeyi özlemek için önce onu sevmek gerekir. Sen de bu yeteneğin olduğunu sanmıyorum.' Bu sözlerim için bir an pişmanlık duysam da hemen bu duyguyu siliyorum ruhumdan. Verdiğim cevaba memnunum artık. Onu her ne kadar çok sevsem de bir yanım ondan nefret ediyor beni bu kadar üzdüğü ve kırdığı için. Aynısını ona yapmak istiyorum, içini parçalamak, hiç bitmeyen bir özlem duymasını sağlamak istiyorum. Benim de sahip olduğum bir gurur var, artık kendimi sürekli ona açmayacağım, bir daha onu sevdiğimi söylemeyeceğim. Onun yakınına dahi yaklaşmayacağım, hatta başkalarıyla eğlenebilirim, ki bu çok zor olmaz. Belki onu unutmamı sağlar tüm bu şeyler, belki sonunda yeniden kendim olurum. Yine aptalca hayaller kuruyorum. Böyle bir şey asla olmayacak, bunu düşünmem bile saçma. Hep ona bağlı kalacağım, onu asla unutamayacağım.

Aslında bildiğim ancak unutulmuş gerçekler yeniden su yüzüne çıkınca artık bu yükü taşıyamayacağımı hissediyorum. Hatta içimden ağlamak bile geliyor ama onun yanında yeniden zayıflaşmayacağım. Ruhum daralıyor sanki, birazcık da olsa sakinleşmeliyim. Ama ben kibar biriyim, sakinleşmek için bile olsa onu umursamadan yüzmeye gidemem. Denize özlem dolu gözlerle bakarak öylece oturmaya devam ediyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aris Damir Rudolphus
Zeus'un Çocuğu
Zeus'un Çocuğu


Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   Paz Tem. 04, 2010 7:37 am

'Özlemek mi? Bir şeyi özlemek için önce onu sevmek gerekir. Sen de bu yeteneğin olduğunu sanmıyorum.'

Tırnaklarını incelerken bir yandan da bana cevap vermişti. Cevabı, içimi acıtmaya, paramparça etmeye öylesine yetmişti ki hiç bir şey diyemiyordum. Sanki nefes almam güçleşmişti o an. Biliyor olmalıydı aslında onu ne kadar sevdiğimi, ne kadar önemsediğimi. Önemsemesem, sevmesem hiç takip eder miydim onu ? Tek işim Zeus olurdu. Şimdi de bunu yapmak için mahvetmiyor muydum onu ve kendimi bir de, sevgimizi. Sadece Zeus olması için değil miydi aklımda tüm yaşadıklarımız tüm bu olanlar. Yüzüm acıyla buruşuyor gibi. Belki, hayatımda ilk kez ağlayacak gibi olmuştum. Dişlerimi sıkarak onun görmediği elimle kumu sıkıyordum. Nasıl oluyordu da beni bu kadar zalim, bencil tanıyordu. Belki herkese karşı öyle olabilirim ama, Celessé denilince herkes bilirdi nasıl olduğumu. Birden bire duruluveririm, değişirim; bakışım, konuşmam, gülüşün... Herşey. Hatta kendimi sıkarım bazen, kimse anlamamalı onu sevdiğimi. Ne zor bir iş bu bilmiyor sanırım. Gerçi işi zorlaştıran da benim. Zihnim bir an onu suçlasa da yine kelepçeyi benim bileklerime vurmuştu. " Evet, yeteneksizim Celessé. " İçimden hiç geçmeyen kelimelerdi yine ağzımdan dökülenler. Yine o soğuk, donuk sesim çınlıyordu kumsalda. Seni seviyorum demeyi ne kadar istediğimi bilmiyordu. Bunu söylememek için kendimi tutarken yutkunuyordum. Kafamı ona doğru çevirmekten de çok korkuyordum. Güzelliğine, büyüsüne kapılmak... Ah Celessé sen bir Tanrıça kadar güzel bir Tanrıça kadar zekisin. Senin geleceğimde olmanı istiyorum. Şimdi eğleneceğim bir kız yerine, gelecekte eşim, karım olmanı istiyorum. Aklımdan geçenler onu belki de gerçekten tatmin etmese de bir şekilde sakinleştirebilirdi. Şu anda bana öylesine kızgındı ki, çok sevdiği denize bile farklı bakıyordu. Derince nefes alıp iç çekerek ona doğru biraz kaydım. Kendime hakim olmam gerekmiyor mu benim ? Kesinlikle gerekiyor. Sadece bir kaç santim daha yakın olmak istedim. En azından kollarımız temas edebilirdi değil mi ? Kafamı hafifçe eğip suratına baktım, bana bakmasını sağlıyordum şimdi. Gözlerinden ateş fışkırıyordu, kin ve aşk, ikisi bir aradaydı resmen. " Benim için biraz gül, lütfen. Kimse böyle olsun, yaşansın istemez. " Ben kimse değildim evet, ama ben de istemiyordum işte herşey böyle yaşansın ve bitsin. Birlikte olmak, elini tutmak, gözlerine rahatça bakabilmek, yalan söylemek istemiyordum. Bana kendini sunduğu zamanlar titremeden yaklaşabilmek, kaçmanın ne demek olduğunu unutmak istiyordum. Ama beceremiyordum işte. Benim becerebildiğim tek şey görevlerimdi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Celessé Delacroix d'Alcy
Poseidon'un Çocuğu
Poseidon'un Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   Ptsi Tem. 05, 2010 9:34 pm

Yüzü acıyla buruşuyor gibi ama yine her zamanki soğuk haline geliyor. Cevap verirken ki ses tonu da soğuk, bencil ve anlamsız. Hiçbir duygu taşımıyor içinde. 'Evet yeteneksizim Celessé.' Bunu söylerken de hafifçe yutkunuyor. Şu an benim için gizlemeye çalıştığı şeyler ya da davranışları değil, ağzından çıkan sözler önemli. Her zaman karamsar biri oldum zaten, yine eski halime dönmeliyim. Neden uğraşıyorum ki içini görmeye? Kendisini böyle göstermek istiyorsa göstersin, artık umursamayacağım. Yeter bu kadar Pollyanna'cılık yaptığım. Cevabı karşısında söyleyecek bir şeyim yok, bu yüzden yine ağzımı kapalı tutuyorum. Oysa o derin bir özlem çekiyormuş gibi nefes alıp yanıma doğru yaklaşıyor. Kollarımız hafifçe temas ettiğinde ürperiyorum. Biraz rahatsızlık duymuyor değilim açıkçası, çünkü kendimi temas etmemeye şartlamışken o daha da fazla yaklaşıyor. Yeminlerimi bozmak hoş bir şey değil. Kendime ve başkalarına verdiğim sözleri çoğu zaman tutarım ben, eğer çıkarlarım durumu değiştirmiyorsa. Şimdi de benim bulunduğum durumu görmezden gelerek başını eğiyor, şimdi yüzlerimiz birbirine doğru bakıyor. Derin mavilikler birbirini kucaklıyor, sarılıyorlar. Bakışlarımda sevgi, nefret ve acı ortak olmuşlar, ayrılmıyorlar birbirlerinden. O an ikimizde birbirimizin ruhunu görüyoruz, bağlarımız daha da sıkılaşıyor. Oysa bunu istemiyorum ben, yüzüme hemen maskemi örtüyorum. Bakışlarım soğuklaşıyor, yüzümden neler hissettiğim anlaşılmıyor. 'Benim için biraz gül, lütfen. Kimse böyle olsun, yaşansın istemez.' İçimden ona bir kez daha tokat yapıştırmak geliyor, oysa kendimi kontrol edip bunu yapmak yerine geri çekiliyorum. İçimdekileri daha fazla tutmayacak hale geldim şu an, neredeyse kalkıp bağıracağım. Bunun yerine alaycı bir sesle konuşuyorum. 'Yüce Zeus aşkına! Ciddi olmazsın Aris, bunları sen mi söylüyorsun? Bana acı çektiren, üzen, gülümsememi bile elimden alan sen... Seni gerçekten anlayamıyorum.' Zeus'un adını andığımda gök gürüldüyor, oysa bunu umursayamayacak kadar sinirliyim şu an. Öfkemden deniz de nasibini alıyor, dalgalar bile kıyıya daha hızlı vurmaya başlıyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aris Damir Rudolphus
Zeus'un Çocuğu
Zeus'un Çocuğu


Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   Ptsi Tem. 05, 2010 10:46 pm

Celessé'nin bakışlar bir an donuklaşınca geri de çekilmişti vücudu. İç çekerek olduğum gibi durmaya devam ettim. Gözlerindeki nefreti bir an daha belirgin görmüştüm sanki. Daha sonra ise alaycı ses tonuyla konuşmasını, yüzüme hafif bir gülümseme yerleştirirken dinledim. 'Yüce Zeus aşkına! Ciddi olmazsın Aris, bunları sen mi söylüyorsun? Bana acı çektiren, üzen, gülümsememi bile elimden alan sen... Seni gerçekten anlayamıyorum.' Gök gürlemiş ve denizin dalgaları kıyıya kadar vurmaya başlamıştı. Derin derin nefes alarak bende geriye çekildim. Kendimi kumun üzerine bırakarak kollarımı kafamın altına yastık niyetine koydum. Gülümseyerek gözyüzüne bakıyordum. Sanki Zeus'u görecekmişim gibi. Tüm yaptıklarım sadece onun içindi aslında, tüm gücümü, beynimi Zeus'a yormaya çalışıyordum. Eğer tüm suçum buysa ve bu yüzden acı çekip acı çektiriyorsam, benim açımdan çokta büyük bir sorun değildi. Ben aşk değil, mantık adamıydım ama Celessé'ye ölesiye aşıktım. Gözlerimin ta içine, nasıl bu kadar rahat olduğumu merak eden bakışlarla bakarken yüzüme huzurlu bir gülümseme yaymıştım. Evet, hiç bir şey istediği ve istediğim gibi değildi ve belki de hiç olmayacaktı ama garip bir huzur sarıyordu ruhumu ben onun yanındayken. " Celessé, bir şey rica edebilir miyim ? " Ses tonum oldukça sakindi. Eminim bu onu daha da sinirlendiriyor, fişekliyordu. Fakat, gerçekten rahattım şu anda, hiç bir yerde olmadığım kadar. Kendimi sanki büyük bir mertebeye ulaşmış gibi hissediyordum nedense, belki de Zeus'un işareti bırakmıştı içime bu huzuru. Ah, tamam bir an olsun sadece Celessé'ye yönelmeliyim. Cevap vermesini beklerken nefret dolu gözerinden, kaçmak adına gözlerimi kapamıştım. Hayal ettiğim şey ise bana gülümseyen güzeller güzeli sevdiğim olmuştu, yine. Tek farkı nefret dolu gözler yerine bir önceki görüşünde olduğu gibi sevgi dolu gözlerle beni sarıyor olması. Kafamın altından bir kolumu çıkarıp Celessé'nin yatması için uzatmıştım onun arkasına doğru. " Lütfen, sadece şu anı yaşayalım." Reddedilmek aklımın ucundan geçmemişti o an. Bence edilmeyecektim de. Kapalı olan gözlerim açık olsa, büyük bir eminlikle bakardı aslında Celessé'nin gözlerine fakat, açmaya cesaretim olmamıştı o bana öyle nefret dolu bakarken. Sadece sabırla bekliyordum onu yakınımda hissetmeyi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Celessé Delacroix d'Alcy
Poseidon'un Çocuğu
Poseidon'un Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   Salı Tem. 06, 2010 5:53 pm

O da benim gibi geri çekiliyor. Bana kızmasını ya da başka bir şey yapmasını beklerken o sakince kuma uzanıp kollarını başının altına yastık gibi koyuyor. Yüzü gülümsüyor, bir şeyler arar gibi gökyüzüne bakıyor şu an. Fazlasıyla huzurlu gibi görünüyor, ben de öyle olmayı o kadar çok isterdim ki. Aris'in bu halini görünce içimden saçlarını okşamak ve yüzüne öpücükler kondurmak geliyor, hem de bunu yapamayacağımı bile bile. Kalbim biraz daha sızlıyor, gittikçe daha fazla parçalanıyor. Normalde tüm hareketlerime yön veren beynim şu an çalışmıyor, kalbimle düşünüyorum. Şu an fazlasıyla duygusallaşmış olsam da gözlerimdeki nefreti hala tutuyorum, gerçekten öyle hissetmesem bile. Ondan nasıl nefret edebilirim ki? Onu gerçekten çok seviyorum ve onun için birçok şey yapabilirim. Dizlerimi kendime doğru çekip başımı yaslıyorum ve kollarımla kendimi sarıyorum. Göz ucuyla ona bakıyorum, gözlerini çoktan kapamış ve yüzündeki huzurlu ifade hala orada. Çok fazla değer verdiği babası sanki ruhuna fısıldıyor şu an. Aslında gerçekten ne düşündüğünü bilmiyorum, benim ki sadece bir tahmin. Ama gerçeklik payı fazla. Ne yazık ki ben babamı bu kadar çok sevemiyorum, ancak ona olan saygım sonsuz. Her zaman hayranlık duydum onun gücüne ve kudretine, tuttuğunu koparmasına. Ama ona karşı sevgi hissedemiyorum, hayır. Gerçi umrunda olduğunu da pek zannetmiyorum. Düşüncelerimin karanlığına iyice gömülmüş bir haldeyken o sakin sesi duyuyorum. 'Celessé, bir şey rica edebilir miyim?' Ne istersen senin, ne istersen. Ama her şeyim sana ait zaten, verebilecek pek bir şeyim kalmadı. Aklımdan bu sözler geçiyor, ama susmaya devam ediyorum. Gözleri kapalı olduğu için başımı ona doğru çevirip dikkatle inceliyorum bir kez daha, zihnime kazınmış yüzü. Onu böyle bir halde görmeye pek alışık değilim, genelde çok soğuk bakar. Yüzü kesinlikle hiçbir duygusunu belli etmez, hep bir maskesi vardır. Zaman zaman bir şeyler görürüm sadece, bu da nadir olur. Onun yüzünü incelerken kaslı kollarından birini başının altından çıkarıp yanına uzanmamı istermiş gibi koyuyor. Gözleri hala kapalı, bakışlarımdan korkuyor gibi. 'Lütfen, sadece şu anı yaşayalım.' Evet, kesinlikle daha yakın olmak istiyor. Ne diyeceğimi bilmiyorum aslında. Fazlasıyla değişken olduğum bir gerçek, ona yaklaşmamaya yemin etmişken nasıl şu anda ona delice sarılmak istiyorum? Onu reddetmemi beklemiyor sanırım, hareketleri fazlasıyla emin. Onu şaşırtmak beni çok eğlendirecek olsa da yapmayacağım, uzun zamandır en azından bunu bekliyorum. Yine her şey normal seyrine dönse bile kendimi aşağılanmış hissedemem artık düştüğüm dipten çıkamayacak kadar battım çünkü onca kez. Gözlerim de olmayan nefretimle bakmayı kesiyor, fazlasıyla sevgi dolular şimdi. Yine sessiz kalmayı tercih ederk ona doğru iyice yaklaşıyorum ve yanına kıvrılıyorum. Sarıyla kumral karışımı saçlarım koluna doğru uzanmış öylece yatıyorum. Onun kokusunu, sıcaklığını hissetmek o kadar... Hoş ki! İçimdeki tüm sıkıntımdan kurtuldum bir anda, bu ufak sarılma bile bana yetti. Yumuşak bir sesle 'Gözlerini açabilirsin artık.' diyorum. Oysa şimdi benim gözlerim kapandı. Bu anın da biteceğini bilsem de onun dediği gibi anı yaşamaya konsantre olmalıyım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aris Damir Rudolphus
Zeus'un Çocuğu
Zeus'un Çocuğu


Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   Salı Tem. 06, 2010 8:51 pm

Saçlarının kollarıma değdiğini hissederken o da yanıma kıvrılmıştı. Yüzümdeki gülümseme ilk kez bu kadar belirginleşiyordu. Onun yüzü bana dönüktü benimse gökyüzüne. Kokusunu ilk kez o kadar yakından almıştım. Oldukça etkileyiciydi. Ruhumu resmen ona teslim ederken bedenime hakim olmaya çalışıyordum. Gözlerimi açmam için ipeksi sesiyle konuştu. 'Gözlerini açabilirsin artık.' Siniri geçmiş olmalıydı. Yüzümdeki kocaman gülümsemeyle gözlerimi açtım ve kafamı yavaşça ona doğru çevirdim. Masmavi derin gözlerinde geziniyordum şimdi. Bir an gözlerini kapadı sanki zamanı durdurmak istermiş gibiydi. Bu hali, o kadar masumdu ki, ona gerçekten ne kadar yakın hissettiğimi bir kere daha anladım. Kafamın altındaki elimi de çekerek saçlarıyla buluşturuyorum. Kafamı sıcak kumların üzerine bırakmıştım rahatça. O ise, rahat etsin diye kıpırdamadan duruyordum öylece. Nefesi göğsüme vuruyordu. Saçlarını okşarken onu gerçekten diğer kızlar gibi görmediğimi bir kere daha anlamıştım. O diğerlerine göre, fazla temiz fazla masumdu benim kalbimde ya da belki sadece bana öyle geliyordu. Daha fazla yaklaşmak istemiştim ama yaklaşmak istediğim kadar korkmuştum. Onu daha fazla kırmak ve incitmek istemiyordum. Anı yaşa demiştim, evet, ama bu andan sonra ya da bir kaç saatten sonra yine her şey eskiye döndüğünde bana hesap soracaktı yine ve yeniden. Neden yaklaştın diyecekti. Bir cevabım olacak mıydı ? Hayır. Vicdanımı rahatlatmak için olacaktı. Ben onu ne kadar sevdiğimi oldukça iyi biliyordum. Ama onu rahatlatmak için bir cevap bulmam zordu. Çünkü ona sevdiğimi söylemem demek, bizim için içinden çıkılamayacak bir durum demekti. " Seni kırmak istemiyorum. " deyiverdim birden. İlk kez bu kadar açık konuşuyordum onunla. Hatta sevgimi ilk kez birine böylesine gerçek gösteriyordum. Yalansızdım. Derince nefes alırken kokusu daha çok işliyordu ciğerlerime. Bu koku yaşadığım sürece burnumda olacaktı sanırım. Yutkunup alnına ufak bir öpücük kondurmuştum. Sanırım biraz daha yaklaşırsam ağlayacaktım. O kadar temizdi ki, ben onu haketmiyordum. Bunca zaman üzmüş olduğum kız tek bir hareketimle tereddüt etmeden kollarıma gelirken ben sonrasında, bu olaydan nasıl sıyrılacağımı düşünüyordum hala. Ah, ben bir ahmaktım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Celessé Delacroix d'Alcy
Poseidon'un Çocuğu
Poseidon'un Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   Çarş. Tem. 07, 2010 10:43 pm

Başının altındaki elini de çekip saçlarımı okşarken birden gözlerimi açıyorum. Başını rahatça kumlara yaslamış, şimdi sadece elleri hareket ediyor. Nefeslerimiz birbirine vurup karışıyor ikimize de tuhaf bir sıcaklık veriyor. Şu an ikimiz de fazlasıyla saf ve temiz gözüküyoruz, ama ben öyle olmadığımı biliyorum. Hatta birçok kişiden daha kirliyim içten içe, insanlara acı çektirdim sadece. Bedenim onda daha fazla yaklaşmak istiyor ve kendimi zor durduruyorum. İkimiz de az önce bir hata yaptık bence, ne o bu teklifi yapmalıydı ne de ben kabul etmeliydim. Yine her şey normal haline geldiğinde üzerimizde bir iz daha bırakacak sadece daha da zorlaştırmış olacağız olanları. Uzak durmak güçleşecek, direncimiz de öyle. Oysa bu kaostan başka bir işe yaramaz bunu biliyorum. Bu hatamızın da bedelini ödeyeceğiz elbet. Oysa kefaretini vereceğim çok fazla şey var, yenisinin eklenmesi daha kötü olacak. İkimiz de hala kıpırdamadan dururken o yeniden konuşuyor. 'Seni kırmak istemiyorum.' Bana yalan söylemediği ilk an diyebilirim. Kulağıma daha çok bir itiraf gibi geliyor. İstemiyorum dese de bunun hem geçmişi, hem de geleceği var. İstemiyordu, ama yaptı. İstemiyor, ama yapıyor. Belki istemeyecek, ama yine yapacak. Kaçınılmaz bir şey bu. Birbirimizi hiçbir zaman kırmak istemesek de bunu fazlasıyla yapacağız, yaptık, yapıyoruz. Gerçekten elimizde olan bir şey değil, yoksa böyle olcağını pek sanmam. Aptalca hayatlarımız, hırslarımız ve yerine getirmemiz gereken sorumluluklarımız bizim önümüzde bir engel. Aslında şu an söylediği şey bir kaç saat sonra olacakların habercisi. İkimizde çekip gideceğiz acı çeke çeke, buna hazırlanmak gerek. Sadece benim için değil kendisi için de söylüyor bunu. Hazırlıklı olmalıyız, anın büyüsüne kapılmak aslında oldukça yanlış. Olamayacak şeyleri istemek de aptalca bana göre, ama elinde değil insanın. Duyguların buna engel oluyor. İkimizde derin nefesler alıp belki uzun zaman sonra yeniden hissedeceğimiz kokularımızı iyice içimize çekiyoruz. Onu asla unutamayacağım bir gerçek. Daha fazla yaklaşıp alnımı yavaşça öpüyor. Bu temas beni etkilemiyor değil, ama bunu belli etmemeye çalışıyorum. Hafifçe de olsa geri çekiliyoruz, bu daha fazla yaklaşmamız gerektiğinin bir göstergesi. Bunları kendime bile itiraf etmek istemesemde fazlasıyla gerçekçi olan sözlerim dudaklarımdan dökülüyor. 'İstiyorsan şu an çekip gidebilirsin, bunu durduramam. Hatta şu an ne olacağını düşündüğünü biliyorum, kendine soruyorsun ne cevap vereceğim diye. Gidebilirsin gerçekten, belki yapman gereken de bu. Ya da benim yapmam gereken, bilmiyorum. Devam edersek daha çok iz kalacak üzerimizde, her şey daha zor olacak. Bu yüzden... Bence...' Devam edemiyorum konuşmaya. Acı veriyor gerçekler, elimde değil bu. Öylece susuyorum yeniden, konuşmaya devam edemesem bile çoktan kabullenmişim her şeyi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aris Damir Rudolphus
Zeus'un Çocuğu
Zeus'un Çocuğu


Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   Perş. Tem. 08, 2010 9:12 am

'İstiyorsan şu an çekip gidebilirsin, bunu durduramam. Hatta şu an ne olacağını düşündüğünü biliyorum, kendine soruyorsun ne cevap vereceğim diye. Gidebilirsin gerçekten, belki yapman gereken de bu. Ya da benim yapmam gereken, bilmiyorum. Devam edersek daha çok iz kalacak üzerimizde, her şey daha zor olacak. Bu yüzden... Bence...'

Gözlerimin içine bakarken gerçekleri yüzüme fütursuzca vurmuştu. Acıdan kıvranan ruhumu sanki gerisin geriye teslim ediyordu bana, ben onu almak istemezken. Ediyordu ama işte. Beni rüyadan uyandırmaya çabalıyordu sanki. Ama o da devam edememiş susmuştu sonunda. Edemezdi zaten, bana git deseydi gerçekten, içinden gelerek söyleseydi bunu eğer. Ben değil, yattım kumlar bile buradan giderdi. Sessiz kaldım söyledikleri karşısında. Bir yanım gitmek istiyordu aslında bir yanımsa sonsuza kadar onunla kalmak. Sonsuza kadar onunla kalamayacağıma göre, kalkıp gitmeliydim sanırım. Sessizce gözlerine bakarken içimdeki acıyı yine dışıma yansıtmıyorum. Belki çok derinime inerse görebilirdi, ama inemiyordu. Buna izin vermiyordum. Poker yüz gibiydim adeta ama ona karşı böyle olmak zorundaydım. Ben kendimi rahatlatmışken o beni germişti. Aklımdan kötü düşünceleri çıkarmaya çalışıyordum. Sanki sürekli birlikte olacakmışız gibi. Ben hiç bir zaman onu bırakmayacakmışım ve istediğim gibi onu hep mutlu edecekmişim, hayal kurmanın bu kadar güzel olduğunu keşfettiğim bir andı. Gözlerimiz birbirleriyle öpüşürken ellerimi saçlarından yanaklarına doğru indirdim. Pürüzsüz tenine değiyordu şimdi ellerim. Elinden başka ilk kez yanaklarıyla temas etmiştim. Ellerimle sanki onu yeniden tanıyormuşum gibiydim. Yeni bir şey keşfetmişte onun sevinciyle nefes alıyor gibiydim hatta. İz bırakacağım da kesindi. Onun da ben de iz bırakacağı kesindi ama şu an kırmak istemediğimi bile unutuyordum. Ne olacaktı yani ? Kırılıyorsak ikimiz birlikte kırılıyoruk. Gözlerine bakıp izin istiyordum sanki daha çok yaklaşabilmek için. Gözlerinde ise isteyen fakat korkan bir ifade görüyordum. Artık dayanılmaz bir hale gelen içimdeki koca hasret beni saniyeler geçerken ona daha da çok yaklaştırıyordu. En son gözlerimi kapadım şimdi az öncekinden daha da yakındık ve nefeslerimiz tamamen birbirine karışıyordu. Bir iki santim sonra tamamen birleşebilirdi dudaklarımız. Öylece durup izin istedim ondan. " Celessé ? " Sesim titriyor muydu ? İlk kez birini öpmek üzereyken bu kadar heyecanlanmıştım. Kalbim kanat çırpan bir kuştan daha da hızlı bir şekilde çarpıyordu. Nefes alış verişim heyecandan hızlanmışken sadece bir hareketini bekliyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Celessé Delacroix d'Alcy
Poseidon'un Çocuğu
Poseidon'un Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: l o v e is a fool.   Cuma Tem. 09, 2010 7:17 pm

Ben hala ona sarılmış dururken o sözlerim karşısında suskun kalıyor. Gerçekler içimizi yaksa da bunu isteyerek söylemediğimi tahmin etmiş olmasını istiyorum, çünkü sadece zorunluluktan döküldü kelimeler dudaklarımdan. Kararsız kaldığını görebiliyorum onun da gitmek ya da kalmak arasında. Sessiz kalmasına rağmen gözleriyle konuşuyor sanki. Gerçekten ne istediğimizi sorguluyor sanırım, en azından ben öyle düşünüyorum. Gözlerimin hala birbirine kenetlenmişken o yüzüne yeniden maskesini örtüyor, soğuk bir ifadeye bürünüyor yeniden. Gerçekten böyle hissetmediğini biliyorum bunu sadece duygularını saklamak istediğinde yapar çünkü. Daha derine inmek istesem de soğuk bakışları beni engelliyor, yapamıyorum. Kendime kızıyorum içimden, ikimizin de rüyasını yıktım. Kendimi umursamasam bile o benim için gerçekten önemli. Onu hiçbir zaman kırmak, üzmek istemiyorum ama elimde değil. Gerçekçi olmayan bir rüyada takılıp kalırsak asla kendimiz olamayız. Yapmamız gereken görevleri, sorumlulakları gerçekleştiremeyiz. Hayal kurmak güzel tabii ki, kendi istediğin gibi bir dünya yaratmak. Hatta bunu fazlaca isterdim ama gerçekçi olmam gerektiğini birçok yoldan öğrendim ben. Böyle bir durum karşısında ilk defa örtmüyorum duygularımı, özür dileyen gözlerle bakıyorum hatta yüzüne. O da direncini fazla tutamıyor gibi, biraz da olsa yumuşuyor yüzü. Ellerini saçlarımdan çekip yanaklarıma yerleştiriyor. İlk kez ellerim dışında tenime dokunuyor. Parmakları hafif hareketlerle sanki tenimi zihnine iyice kazımak istermiş gibi geziniyor yüzümde. Bense ellerimi koyduğum yerden çekmiyorum, bedenim bu temasla tamamen dondu. Elleriyle yüzümde dokunduğu yerler alev alev yanıyor, hiç bir şekilde kızarmayan yüzümde hafif bir pembelik beliriyor. Buna devam etmek istiyorum ama korkuyorum. Yeniden kırılmaktan korkuyorum, hem de bunu isteyerek yaptığımın bilincindeyken. Birlikte yapabildiğimiz tek şeyin birbirimizi kırmak olduğu gerçeği ironik aslında. O benden tenime iyice yaklaşmak için izin isterken gözlerim korku ve arzuyla karışık bir biçimde cevap veriyor. Bana iyice yaklaşıyor, artık nefeslerimiz birbirine vurmayı kesip bir bütün oluyor. Aynı anda nefes alıyoruz, aynı anda kalbimiz atıyor sanki. İkimizde altüst olmuşuz, zaman bile durmuş sanki. Gözlerini açıp izin istiyor benden. 'Celessé?' Bu tek kelime bile yeterli benim için, ellerimi göğsünden çekip bende yüzüne yerleştriyorum. Çok uzun zamandır onun dudaklarını tenimde hissetmeyi bekliyorum ama korkuyorum ilk adımı atmaktan. Kendimi cesaretlendirmeye çalışarak dudaklarına küçük bir öpücük konduruyorum. Tanrılar aşkına, ne zaman öpüşmekten bu kadar korkar oldum ben? Nefes alışım hızlanmış, o adımı atmamı beklerken ben öylece kıpırtısız duruyorum. Eğer devam edecekse bunu şimdi yapmalı, yoksa sonsuza kadar bekleyebiliriz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
l o v e is a fool.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Camp Half-Blood Rpg :: Camp Half-Blood :: Long Island Plajı-
Buraya geçin: