Camp Half-Blood Rpg

Tanrılar ve onların çocuklarının macerasına siz de katılın!
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Elma ve Çikolata

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Sergei Vodanov
Ares'in Çocuğu
Ares'in Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kayıt tarihi : 01/07/10
Nerden : Uykudan

MesajKonu: Elma ve Çikolata   Perş. Tem. 01, 2010 10:16 pm

Siyah dağılmış saçlarını toplamaya zahmet bile etmeden üzerine beyaz ve üstünde siyah renkli kızgın bir surat baskılı tshirtini giymiş, altına da siyah kot pantolonunu geçirmişti. Siyah ayakkabılarıyla görünümünü tamamladıktan sonra sadece yüzünü yıkayıp aynadaki yansımasına bakarak çıkmıştı. Yolda yürürken saçları rüzgarla iyice karışıyordu. Limon sevgisi, çikolata sevgisi ve dans edercesine atabildiği adımlarla yaptığı saldırılardan sonra onun markası olan bir şeydi dağınık saçları. Arada bir rengini kahverengiye çevirebiliyordu, sadece kızlar mı saçlarıyla oynayabilirdi? Savaşçıl biriydi ama bu kendisiyle uğraşmak istemesini yasaklayacak birşey değildi. Kızlar kendisini ilk gördüğünde saçlarına ve sonra gözlerine kitlenirdi. Simsiyah ve karanlık gözler. Gözlerinin altında yorgunluk haleleri oluyordu bazen ve solgun yüzünü iyice beyaz gösterirken kızlar için tehlikeli bu adam alarmı veriyordu. Çoğu zaman uyumadığı için yürüyüşü bazen ölü yürüyormuş hissi verebiliyordu. Umrunda mıydı? Hayır. İnsanları pek sevmezdi, kızlar bu kategorinin dışındaydı gerçi. Babası Ares gibi kadınlara düşkündü ve o güzel yaratıkların kolları tarafından sarmalanmak çok güzel bir histi.

Aç olduğu için önce yiyecek birşeyler almayı düşündü. İnsan gibi almayı sevmeyip, kavga çıkarma fırsatını tepmek istemediğinden arkadaşı olmayan insanların yiyeceklerini hiç sormadan alırdı. Sinsi bir gülümseme dudaklarını sararken -ah kızlar buna bayılıyordu!- sulu iki tane elma ve bir paket beyaz çikolatayı çalmıştı bile. Ganimetleriyle uzaklaşırken bunların sahipleri hala ortalıkta yoktu. Ee bırakmamanız gerekir ortada eşyalarınızı yoksa Lawliet onları kapar. Kahkaha attı sessiz yürüyüş yolunda. Rahatsız edilmeyeceği ama arada kızların geçtiği amfitiyatro basamaklarına yürüdü. Burası onların dedikodu yapmaları için ideal gördüğü yerlerdendi ve kendisini pek takmıyorlardı. Uzaktan kendisini gördüklerinden sonra cümlelerinin içinde yer aldığını biliyordu ama çoğu zaman yanaşmazdı onlara. Boş boş hayaller, baştan çıkarılmaya kırılmalar, nefret etmeler ve daha bir sürü şey. Kendisi pek sevmezdi bunları dinlemeyi.

Basamağa oturarak yayıldı. Yayıldı derken bağdaş kurmuştu ki onu ne zaman otururken görseler genelde bağdaş kurarak oturmuş bir şekilde görürlerdi. Elmalardan birini tshirtine silerek parlattıktan sonra dalga geçmek amacıyla dudağını yalayıp elmadan kocamaaaan bir ısırık almıştı. Isırdığı elmayı çiğnerken gözleri radar misali gelen giden var mı diye geziniyordu etrafta. Elma bol suluydu ve susuzluk diye birşey kalmayacak gibiydi elmayı yediğinde. Otururken gelende elinde yiyecek birşey olduğu için garipsemezlerdi onu. Hatta birkaç kız nasıl kilo almıyorsun diye sorduğunda kızın yüzün gülüp küstahça sizin gibi oturmuyorum demişti. Kız bayağı kırılsa da kimin umrundaydı ki? Bu bir gerçekti. Parfüm kokulu dişi varlık yer ve oturur. Hiçbir şekilde çalıştırmaz bedenini ve sonuç alınan kilolar olarak geri döner. Isırdığı elmayı çiğneye çiğneye yuttu. Tam ikinci ısırığı almak üzere dişleri elmaya geçmiş, dudakları elmaya değmişti ki ileride şirin bir kız gördü. Poseidon'un kızlarından biri. Ona kitlenmişti gözleri beş saniyeliğine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Candice Alissa Swane
Poseidon'un Çocuğu
Poseidon'un Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 30/06/10

MesajKonu: Geri: Elma ve Çikolata   Perş. Tem. 01, 2010 11:44 pm

Canı oldukça sıkındı genç kızın. Nedenini bilmiyordu, nehirde yüzmek veya sirenlerle konuşmak ona normalde iyi gelirdi oysa bugün içinde hiç dinmeyecekmiş gibi görünen bir hüzün dalgası vardı. Normalde eğlenceli gelen şeyler önemsiz bir uğraş gibiydi şimdi. Başını suyun dibine soktu ve bir süre için gözlerini kapatarak naiadların ona fısıldamalarını dinledi. Kısa bir süre sonra bu yaptığı şey ona oldukça saçma gelmeye başladı, onun konuşmak istediği su perileri değildi; babasıydı. Suyun dibinden yukarı doğru itti büyüleyici vücudunu ve omuzlarından yukarısı dışarıda kalacak şekilde durdu. İç çekti yavaşça, kamptaki çoğu çocuk babalarını veya annelerini hiç görmemişti, birkaç şanslı onlarla konuşabilmişti kısa süre içinde olsa ve bir kaçı kendi aileleri dışındaki diğer tanrı ve tanrıçalarla dilediklerinde konuşabiliyordu. Candy babasıyla konuşabilmeyi milyonlarca kez denemişti, bazen beynine fısıldardı ama bu yetmezdi yarı-tanrıya. Bakışları gökyüzünde ve ormanda dolandı. Dünya üzerinde en sevdiği yer babasının hâkimiyet alanıydı, bu doğru ancak en büyüleyici bulduğu tanrı/tanrıça simgesi Apollon’un güneş arabasıydı çünkü bazen arabayı izlerken tanrıyı görebilirdi altın renkli ışıkların içinden.
Nehirden dışarı çıkmak için kıyıya doğru yüzmeye başladı yavaşça. Çıplak vücudu her hangi bir şekilde üşümüyordu, sanki su kız için ısıtılmıştı. Bir anda kibar olası geldi ve yumuşak bir sesle mırıldandı. “Teşekkür ederim, baba.” Nehirden tamamen çıktığında bir ağacın altına koyduğu kısa elbiseyi ve sandaletleri giydi.
Adımları yavaştı ama özgüven doluydu ve Candice bu nedenle kendinden gurur duymuştu hep. Amfitiyatroya girdiğinde etrafına bakındı yavaşça; kızlardan oluşan bir grup oturmuş dedikodu yapıyordu, kız bir an aralarına girmeyi düşündü ama sonra vazgeçti. Hiçbir zaman çok sosyal biri olamamıştı. Bakışları kızlardan ayrıldı ve elindeki elmayı parlatan çocuğa gitti. Kız bu çocuk hakkında az şey biliyordu; Ares’in oğluydu, tehlikeliydi ve kadın düşkünüydü. Kız dudağını ısırdı hafifçe. Oldu olası tehlikeye hayrandı o. Çocuğun dudağını yaladıktan sonra elmayı ısırdığını gördüğünde hafifçe gülümsedi. Yakışıklı biriydi ve tehlikeli çocuk havası onu seksi yapıyor denilebilirdi. Çocuğun bakışları kızın mavi gözlerine kilitlendi kısa bir süre için ve kız dudaklarına alaycı bir gülümseme kondurarak çocuğu baştan aşağıya süzdü. Elinde bir elma ve çikolata vardı. Kız çocuğun yanına doğru yürümeye başladı. Ateşle oynamaması gerektiğini biliyordu ama o Poseidon’un kızıydı ve en iyi bildiği şey ateşi söndürmekti. Suyla.
Çocuğun yanına oturdu ve üzerindeki bakışlara aldırmadan çikolatayı aldı ve bir parça koparıp ağzına attı. Çocuğun ona nasıl baktığını önemsemedi bile.
“Sanırım çikolatanı aldığım için bana kızmadın?” Sesi bir fısıltı gibiydi ve bu yüzden dudaklarına minicik ve flörtçü bir gülümseme yerleştirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sergei Vodanov
Ares'in Çocuğu
Ares'in Çocuğu
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Kayıt tarihi : 01/07/10
Nerden : Uykudan

MesajKonu: Geri: Elma ve Çikolata   Cuma Tem. 02, 2010 4:21 am

Elmasından donakaldığı için alamadığı ısırığı alırken kız kendisine doğru adım adım geliyordu. Poseidon'un kızı olduğundan suyun içindeydi anlaşılan, saçları hala nemliydi ve bedeninin açık olan yerlerine değiyordu. Evet, güzel bir kızdı ama buradaki çoğu kız da güzel değil miydi zaten? U oh. Kızın kendisine olan bakışlarını gördüğünde kızın da diğerleri gibi tehlikeyi sevdiğine emin oldu, yoksa öyle bir bakışla kendisine yaklaşmazdı. Ares'in en büyük ve şimdilik tek olan oğlunun kadınlarla vakit geçirmeyi sevdiğini herkes biliyordu. Elmasından aldığı ısırığı çiğnedikten sonra yuttu. Kara gözleri kızın yüzünden yavaşça boynuna inmiş ve beyaz tenş belli etmediği bir hayranlıkla izlerken 'Tehlikeye yaklaşıyorsun bebeğim' diye düşünmekten kendini alıkoyamamıştı. Kendisine böyle yaklaşan güzel bir kız başka ne olacağını sanıyordu ki? Hem, karşı koyacağını da sanmazdı kızın.

Elmadan sıkılarak yanındaki yere koydu ve çikolatasının pakedini açmıştı yavaş yavaş. Güzel yaratığın adımlarının gittikçe yaklaştığını duyabiliyordu ve yarısını açtığı pakede bakmayı keserek bakışlarını gelen kıza yönlendirdi. Kapkara gözleri kızın gözlerine odaklanmıştı. Bu sırada kız hiç beklemediği bir anda çikolatasını elinden atınca bakışlarının tehlikelileştiğini hissetse de korkutmak onun doğasında vardı. Bu kız Poseidon'un kızı olabilirdi ama sinirli bir Ares oğluna karşı pek bir şey yapamazdı açıkçası. Kızın fısıltı halindeki sorusundan sonraki flörtçü gülümsemeyi görünce yüz ifadesi soğuklaşmıştı. 'Bunu yapan birinin sonu boynunun kırılması olurdu.' diye fısıldadı tehlikeli bir şekilde. Daha sonra yüz ifadesinde etkileyici bir gülümseme ve cazibeyle 'Yine de güzel bir bayana zarar vermeyi hiç istemem açıkçası' diye fısıldayarak bitirmişti cümlesini.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Elma ve Çikolata
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Camp Half-Blood Rpg :: Camp Half-Blood :: Amfitiyatro :: Basamaklar-
Buraya geçin: